Abidin Dino Parkı’nda Toplandılar: Ulaşım Zammı Geri Alınsın

Abidin Dino Parkı’nda Toplandılar: Ulaşım Zammı Geri Alınsın
Advert

Adana Emek ve Demokrasi Güçleri ulaşım zamlarıyla ilgili Abidin Dino parkında basın açıklaması gerçekleştirildi, açıklamayı KESK Dönem Sözcüsü Ahmet AYDOĞAN yaptı:

BASINA VE KAMUOYUNA

Ekonomik kriz giderek derinleşiyor. Son iki ayda çaya, şekere iki defa yüzde 15, yüzde 15 zam geldi. Motorinin litresine 17 kuruş, benzine ise 16 kuruş zam yapıldı. Arkasından elektriğe yüzde 15 zam geldi; sonra doğal gaza iki defa üst üste zam geldi. Derken ev kiralarına zam yapıldı. 

Bugün elektrik ve doğal gaza, akaryakıta zam demek; iğneden ipliğe her şeyin ülkede zamlanması demek. Merkezi zamlardan sonra Adana’da ulaşım zamlandı. Hayatın her alanına gelen zamlarla boğuşan işçileri ve emekçileri bu kez de ulaşım zammı vurdu! Zaten ulaşımın en pahalı olduğu kentlerden biri olan Adana’da okullar açılmadan hemen önce uygulanan bu zamlar, kıt kanaat geçinmeye çalışan, borç ile borç döndüren Adana halkına yapılan bir zulümdür. 

Adana’da ücret zamları tüm yurttaşlar için kartsız binişlerde 3 lira olan ücret 3,5 liraya yükseldi. Kentkart ile özel halk otobüsleri 2,55 liradan 2,80’e dolmuşlarda 2,55’ten 2,95’e yükseldi. Kentkartlı binişlerde öğrenci için özel halk otobüs ücreti 1,4 liradan 1,7 liraya, dolmuşlarda 1,75’ten 1,9 liraya yükseltildi. Belediye otobüslerine ve Metroya zam yapılmadı. Vatandaşlar belediye ve metro için eski tarifeden ödemeye devam edecek.

Adana’da işe gidip gelmek günde 7 lira

Özellikle, düşük ücretlerle hayatını idame ettirmeye çalışan emekliler ve her gün okula ya da kursa giden öğrenciler zamdan olumsuz etkilenecek. Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan işçilerin de birçoğu en az bir vasıta değiştirerek D-400 karayolundan servise binmek zorunda kalıyor. Bir işçi 3,5 liradan ayda 210 lira, her gün okula ya da kursa giden çocuğu varsa 630 lira ulaşıma ödeyecek. Yeni eğitim-öğretim döneminin başlayacağı bu günlerde okul masrafları velilerin belini büküyor. Memur, emekli, işçi maaşlarına yapılan çok yetersiz zamların aksine okul masrafları her yıl katlanarak artıyor. Şimdi bunun üzerine birde ulaşım zammı eklenmiş oldu. 

Önümüzdeki günlerde adına “kriz vergisi” denen bir “ek vergi” çıkarılması için hükümet tarafından çalışmalar yapılıyor. Merkez Bankası’nın da adına “kefen parası” denilen “Yedek Akçe”sinin (30 milyar TL) Hazine’ye aktarılması için hazırlık yapılıyor. Öyle görünüyor ki; önümüzdeki günlerde de zamlar sürekli gündemde olacak, halkın sırtındaki vergi yükü artacak. Alım gücü düşerken, kamu işçilerinin ve kamu emekçilerinin TİS’lerinde olduğu gibi ücretlerdeki artış olabildiğince düşük tutulacak, işsizlik ve iş cinayetleri artarak sürecek. Tarımın yıkımı ve çevre-doğa tahribatı devam edecek.

Zamlar yağmur gibi yağarken, işçi ve emekçinin geliri, bu zamların çok altında kalıyor. Bu da emekçinin düne göre daha da yoksullaşması,  cebindeki paranın biraz daha zenginlere aktarılması demek. 

Zamlar; krizin yükünü işçinin, emekçinin sırtına yıkılmasının yeni bir adımıdır. Eğer bu engellenmezse, önümüzdeki günlerde ve aylarda krizin yükü yoksul halka yıkılmaya devam edilecek.

Hükümet, “Bakın işte, ücret ve maaşlara enflasyon oranında zam yapıyoruz. İşçimizi, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirtmiyoruz” diyor. Ancak burada büyük bir oyun var. Çünkü “TÜİK’in enflasyonu” ile “emekçinin enflasyonu” arasında iki kat fark var.

Nitekim zamların böyle “sağanağa” dönüştüğü; çaya, şekere, elektriğe, doğal gaza sadece bir hamlede yüzde 15-16 zam yapıldığı süreçte (elektriğe bir yılda yapılan zam yüzde 42’yi buldu) 11 milyon Bağ-Kur ve SGK emeklisine temmuz ayında yapılacak zam sadece “yüzde 5-6” seviyesinde oldu. 3 milyon kamu emekçisine ise yüzde 4 zam yapıldı. Bunun anlamı şudur: Daha işçiye, kamu emekçisine ve emekliye zam yapılmadan son bir ay içinde elektriğe, gaza yapılan zamlar, emekçilere yapılan maaş zammını da alıp götürmüştür.

Birçok iş kolunda patronlar krizin yükünü işçilere yıkmak için elinden geleni yapıyor. İşçiler ve emekçilerin çalışma ve geçim koşulları açısından bakınca ise artık kemer sıkmaya derman kalmadı. Halkın tek seçeneği ise ‘Krizin faturasını krizi çıkaranlar ödesin!’ talebi etrafında mücadele etmekten geçiyor.

Hükümet verginin tabana yayılması adı altında şirketlerden alınan vergi azaltılarak halkın sırtına yıkmak istiyor. Milyonlarca EYT mağdurunun haklı talepleri de görmezden geliniyor.  

Bizler adan emek ve demokrasi güçleri olarak başta AKP hükümetinin yaptığı bütün zamları geri çekmesini istiyoruz. Yerel yönetimlere bağlı ulaşım, su gibi hizmetler belediye tarafından kar amacı güdülmeden karşılanmasını talep ediyoruz. 

Bugün bir çoğumuzun açıklanan yoksulluk sınırlarının altında yaşadığı ülkede bu zamlar biz işçilerin belini daha fazla bükecek. İşçilerin, kamu emekçilerinin ücretlerine yılda 1 kere zam yapılırken, temel tüketim ürünlerine ortalama 2 ayda bir zam geliyor. Aldığımız ücrette bu zamlar karşısında eriyip gidiyor. 

Biz işçilerin talebi hem temel tüketim ürünlerine zam yapılmaması hem de eriyen ücretlerimize zam yapılması. Bunun için düşük ücretli çalışmaya karşı birleşelim mücadele edelim. Bunun için ulaşıma gelen zamların geri alınması için birleşelim mücadele edelim. Bunun için temel tüketim ürünlerine gelen zamların geri alınması için birleşelim mücadele edelim. Ulaşımın kâr amacıyla değil, halk yararına sağlanan bir hizmet olarak verilmesi için tepkimizi gösterelim

babameraba
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İŞKAD’dan ‘Kadın Girişimci Ödülleri’
İŞKAD’dan ‘Kadın Girişimci Ödülleri’
Kamuran Şipal Son Yolculuğuna Uğurlanıyor
Kamuran Şipal Son Yolculuğuna Uğurlanıyor