Advert Advert

İstanbul Sözleşmesi ve Nafaka Paneli...

İstanbul Sözleşmesi ve Nafaka Paneli...
Advert

Adana Barosu tarafından düzenlenen “İstanbul Sözleşmesi ve Nafaka” konulu panel Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro salonunda geniş katılımla yapıldı.

Panele Baro Başkanı Av. Veli Küçük, Başkan Yardımcısı Av. Sabahattin Gümüş, Genel Sekreter Av. Semih Gökayaz, Sayman Av. İlknur Önal, Yönetim Kurulu Üyelerimiz, Av. Mert Kuşdemir, Av. Miyesser Ersalan Önenli, Av. Timur Ortatepe, Seyhan Belediye Başkan Yardımcısı Av. Rukiye Çinkılıç, Çukurova Belediye Başkan Yardımcısı Azime Kocacık, eski Devlet Bakanlarımızdan İmren Aykut, HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldılar.

Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü Av. Sinem Tanrısınatapan Keskin’in moderatörlüğünde
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ve Ankara Barosu mensubu Av. Eray Karınca tarafından İstanbul Sözleşmesi ve Nafakanın yanı sıra artan kadın cinayetleri, 6284 sayılı Kanun ve güncel konular katılımcılara detaylı olarak anlatıldı.

Baro Başkanı Av. Veli Küçük, açılışta yaptığı konuşmada; 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi, yani diğer adıyla İstanbul Sözleşmesinin 1 Ağustos 2014’de yürürlüğü girdiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün burada açılış konuşması da yapacağım için sözleşmeyi detaylı olarak inceledim. İnanılmaz olumlu ve devlete pozitif sorumluluklar yükleyen bir sözleşmedir. Bu sözleşmeden sonra aile içi şiddetin önlenmesi ve ailenin korunmasına ilişkin kanunumuz yasalaştı. Bu önemli bir adım ve bir aşamaydı. Sonradan devamının gelmediğini görüyoruz ne yazık ki.

Sayısal verileri de paylaşmak isterim sizlere; 2008 yılından bu yana 2 bin 805 kadın erkek cinayetlerine kurban gitti. Ailelerinden, evlatlarından ayrılanları, yaralananları, kalıcı sağlık sorunları yaşayanların sayısı daha fazladır. Sadece katledilen kadınlarımızdan bahsediyoruz. Bu sayısal tablonun alt zihniyetinin kadını eve hapsetmek isteyen bakış olduğunu görüyoruz.
Her yıl mutlaka 18 yaşından küçük çocuklarla, dini nikah olsun olmasın istismara ve küçük yaşta evliliklere ilişkin aflar gündeme giderilmektedir. Bunların kimler için düşünülüp planlandığını hepimiz bilmekteyiz. Toplumun duyarlı kesimleri bu süreçleri her zaman takip etti. Bu süreçlere engel olma noktasında çok büyük mücadeleler verdi. “

Kadınlarımızın sosyo ekonomik açıdan güçlü olmasının yanında kadına karşı yapılan her türlü şiddetin ve ayrımcılığın karşısında olduklarını belirten Baro Başkanımız Av. Veli Küçük, Bizler biliyoruz ki kadının maruz kaldığı şiddet, baskı ve ayrımcılıklar sadece kadını değil, aileyi ve toplumun her kesimini olumsuz etkilemektedir. Bu durum toplumun bütünlüğü ve geleceğiyle de doğrudan alakalıdır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ise, kuşkusuz toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasıyla gerçekleşecektir” dedi.

Nafaka konusunun da son dönemde çok konuşulduğunu anımsatan Baro Başkanı Av. Veli Küçük; “Nafakanın düzenlenmesi ile ilgili son dönemdeki tartışmaları çok tehlikeli olarak bulduğumu ifade etmek istiyorum. Hukuksal adaletsizliği ortaya koyan, bireysel hatalı, yanlış kararlar, yanlış değerlendirmeler mutlaka oluyordur, ama kadını toplum içerisinden ayrı tutmaya çalışan bakış açısının nafakanın kaldırılmasına ya da sınırlı tutulmasına, örneğin evlilik süresi gibi önerilerin dillendirildiği bu günlerde, meclisinde gündemine geleceği ifade edilen bu günlerde çok sakıncalı buluyorum. Kadını gerek aile hayatında, gerek çalışma hayatında, gerek sosyal yaşamda, eğitim hayatında geri plana itecek bir girişim olarak görüyorum.

İstanbul sözleşmesinin amacını özetleyen bir cümle var. Kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetten arındırılmış bir Avrupa yaratmayı arzu etmek. Avrupa Konseyi üyesi tüm ülkeler için, tüm devletler için sorumluluk yükleyen unsurlar. Bizim bunu yaşama geçirmek için çaba göstermemiz gereken bu günlerde, bir de nafakanın kaldırılması, nafaka alanın daraltılması, sınırlandırılması gibi unsurlar kesinlikle doğru olmayacaktır. Benim bu anlamda şöyle bir önerim olacak. Hep bu konular konuşulurken, çalışabilecek durumda olan sağlıklı insanlar bu kararlar dolayısıyla, mahkemenin değerlendirmesi dolayısıyla çalışmıyor gibi eleştiriler gelir. Zaten eski hükümlülerin, engellilerin çalışmalarına dair, özel sektörde dahil olmak üzere yasal zorunluluklar düzenleyen unsurlar var. Bununla ilgili böyle bir değerlendirme yapılabilir. Alternatifler geliştirilebilir. Onun ötesinde engelli yurttaşlarımıza bakmakla yükümlü olan kişilere dair sosyal politikalar geliştirildi son zamanlarda. Torunlarına bakan dedeler, nineler için bile çalışmalar yapılırken, bireylerin yetişemediği alanlarla ilgili sosyal devlet anlayışıyla bana göre burada da yaşama geçirilip, kadınımızın sosyal yaşamda, aile içi yaşamında daha rahat etmesini ve eşit koşullar yaratma noktasında ki hassasiyeti yaşama geçirmenin mümkün olduğunu düşünüyorum. “

Baro Başkanı Av. Veli Küçük, Adana Barosu Kadın Hakları Merkezimizin tüm üyelerinin de gönüllük esasına göre çalıştıklarını ve çok önemli bir işlevi olduğunu vurgulayarak, “Bu güne kadar birçok davayı takip ettik. Bu süreçte kadınlarımıza sahip çıkma noktasındaki çalışmalarımızı en üst düzeyde ortaya koymaya devam edeceğimizi paylaşmak isterim.”

Panelimizin son kısımları ise katılımcıların merak ettikleri soruları sorması ile soru-cevap şeklinde tamamlandı.

Ardından Adana Barosu adına konuşmacılara teşekkür plaketi takdim edildi. Panel toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

  

 

babameraba
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 20 yıllık Süper Lig Özlemine Son Verdiler
20 yıllık Süper Lig Özlemine Son Verdiler
Ceyhan Belediyesi’nden Anlamlı Tavır
Ceyhan Belediyesi’nden Anlamlı Tavır