Advert
MANŞET HABERLER

Adana’dan Çıkmış Bir Kültür Mirası...

Adana’dan Çıkmış Bir Kültür Mirası...
Adana’dan Çıkmış Bir Kültür Mirası... Admin Ali Pekmezci
Advert
 

Hüsniye (Dıblan) Kozanoğlu, 1925 yılında Adana Belediyesi eski başkanlarından Mehmet Fuat Dıblan'ın dokuz çocuğunun sekizincisi olarak doğdu. 1948 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Hüsniye Kozanoğlu'nun zengin kelime haznesine birbirlerine aşırı düşkün Dıblan ailesinin geliştirdiği kendilerine özgü hitap tarzları, yaşamlarının sonuna kadar muhabbet ve diyaloğu sürdürmeleri de eklenince Babaannemin Lügati tam olarak şekillendi. 

Eserde, Hüsniye Kozanoğlu'nun geniş kelime dağarcığının torunları (Hayri Kozanoğlu) aracılığıyla genç kuşaklara aktarılması amaçlanıyor. Babaannemin Lügati'ndeki her sözcük, günlük yaşamda yaygın biçimde kullandığı ifadeleri doğaçlama olarak kendi ağzından yansıtıyor. 

Eserde, bir yap-boz gibi parçaların birleştirilmesi halinde ise bir dönemin Adanasının profili, eğitimli bir Cumhuriyet kadınının zihniyet dünyası, mensup olduğu "camia" ve ailenin kültürü, diğer bir ifadeyle "büyük resmin" arka fonda belirmesi amaçlanıyor.

Yaygın Arapça ifadeler kullanmasına karşın, bunların dini referans yüklü olmadığı, Hüsniye Kozanoğlu’nun saltanat ve hilafet özlemlerine hiç mi hiç itibar etmediği kitap incelendiğinde açıkça görülüyor. 

Kitabın hazırlanması sırasında, çocukluktan başlayarak gerilere gitmek, o kelimenin sarf edildiği zamanı, mekanı, bağlamı hafızasında canlandırabilmek için ciddi çaba harcadığını belirten Hayri Kozanoğlu, eseri "Babaanne söyledi, oğlu nakletti" şeklinde okumanın da mümkün olduğunu söylüyor.

BİR BABAANNE LÜGATİ

1925-2015 tarihleri arasında yaşayan Hüsniye Kozanoğlu’nun konuştuğu dilin bazı kelimelerini torunları toparladı ve aktarılıyor. 

Bu Türkçedir. 

Hüsniye Kozanoğlu’nun lügatindeki Arapça kelimeler bölgedeki Arapçayla veya Lazkiye’den gelen Alevi Arapların (Nusayri) lügatiyle ilgili olmaktan çok Osmanlı Türkiye’sinin kalıntısı. 

50 yıl öncesinin Türkleri hem de diploma sahibi olmayan ev hanımları bile böyle konuşurlardı. Babaanne Hüsniye Hanım’ın sözlüğü Hayri Kozanoğlu tarafından hazırlanıp İş Bankası Kültür Yayınları’na verilmiş. Kısa sürede 2 baskı yapmış. 

İki örnek;

‘Serkeş’, ‘dik başlı, kafa tutan’ anlamına geliyor, Farsça... 

‘Sehven’, ‘yanlışlıkla’ anlamına geliyor, Arapça. 

‘Sersefil’ ise Arapça-Farsça karışımı Osmanlıca. 

Mesela uhde ile ukde. 

‘Ukde’, ‘içe dert olan şey’, ‘yerine getirilemeyen arzu’, 

‘uhde’ ise ‘yükümlülük, sorumluluk’.
 

Bu iki sözcük, harf farkına rağmen yanılmadan günlük dilde de kullanılmış. ‘Ucube’ ise ‘acib’in çoğulu olmakla beraber tekil olarak kullanılıyor, ‘çok çirkin, acayip’ demek. 

Bu Türkçe, altı asır öncesine ait değil. Bizim kuşağın bile kullanımına şahit olduğu, hatta kısmen benimsediği Türkçedir ve Türkçeye bir armoni veriyor. 

Hayri Kozanoğlu son olarak da kitabından bazı örnekler vererek şöyle konuşuyor: 

"Örneğin ’mitili atmak’, Adana’ya özgü postu sermek anlamında bir deyim. 

Karsambaç, sıcak yaz günlerinde üzerine tatlı bir şurup serpilerek yenen rendelenmiş buza dayalı ucuz bir tatlı; şimdi benzerine bizim çocuklar ’slushy’ adı altında bir ton para döküyorlar. 

’Banadura’ domatesin, ’balcan’ patlıcanın Adana’da yaygın kullanılan Arapçası; ne var ki annemin biraz köylü ağzı bulduğundan olsa gerek, lügatinde bulunmaması nedeniyle yer vermedim. Bu nedenle kitap Adana ağzı tüm ifadeleri içerme iddiası taşımıyor."

Ve, kitapta yer bulan diğer bazı kelimeler: 

Acuze: Yaşlı, çirkin ve huysuz kadın.

Bopstil: Garip, acayip, züppece giyim tarzı.

Ceberrut: Acımasız, merhametsiz.

Çürmüzük: Çipil gözlü.

Deyyus: Karısının kendisini aldatmasına göz yuman kimse.

Ebleh: Aptal, akılsız, ahmak.

Fanfinfon: Anlaşılmayan yabancı bir dille konuşmak, gereksiz lakırdı etmek.

Gaybubet: Bulunmayış, yokluk.

Hodbin: Bencil.

Iskarta: Değerini kaybetmiş mal ya da kişiler.

İstihza: Alay.

Jorjet: Genellikle pamuktan dokunmuş, dökümlü kumaş.

Kaknem: Çirkin, huysuz, sıska.

Laletayyin: Sıradan, herhangi, gelişigüzel.

Müzevir: Söz alıp götüren, ara bozan.

Nükul: İnme, felç.

Organze: İpek ya da keten iplikle dokunmuş tülbent inceliğinde kolalı bir kumaş.

Örfi idare: Sıkıyönetim.

Perestiş: Taparcasına sevme.

Rabıtasız: Sözü ve davranışı tutarlı olmayan.

Sevahirli: Büyüleyici.

Şumüllü: Geniş kapsamlı.

Tufeyli: Başkalarının sırtından geçinen, asalak yaşayan.

Uhde: Yükümlülük,sorumluluk.

Ünsiyet: Arkadaşlık, ahbaplık.

Varit: Gerçekleşme olasılığı bulunan.

Yekun: Toplam.

Zemheri: Kışın en şiddetli zamanı, karakış.

babameraba
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ddddd
Web Tapu Uygulamasına Büyük Rağbet
Web Tapu Uygulamasına Büyük Rağbet
ddddd
Milletvekili Dağlı’dan Vali Elban’a Ziyaret
Milletvekili Dağlı’dan Vali Elban’a Ziyaret
Kars escort Kastamonu escort Adıyaman escort Yozgat escort Çorum escort Zonguldak escort Isparta escort Afyon escort Giresun escort Kütahya escort Yalova escort Akçakale escort Adıyaman mutlu son