fmasaj Av. Erbek: Ölüm Orucu ve Düşündürdükleri
Advert
MANŞET HABERLER

Av. Erbek: Ölüm Orucu ve Düşündürdükleri

Av. Erbek: Ölüm Orucu ve Düşündürdükleri
Av. Erbek: Ölüm Orucu ve Düşündürdükleri Admin Ali Pekmezci
Advert
 

Av  Aziz ERBEK Yazdı 


Av. Ebru Timtik'in adil yargılanma  talebiyle  girdiği  ölüm  orucunda hayatını kaybetmesi, sol ve muhalif çevrelerde çok yönlü tartışmaların önünü  açtı. Sanırım bazı şeyler  birbirine  karıştırılıyor. Çoğu yorumlarda yanlışlarla  doğrular meç edilerek paradoksal görüngüler çıkıyor ortaya.  

Ölüm Orucu'nun günlük yaşamın dışında, marjinal ve dehşet uyandıran bir  eylem tarzı  olması, insanların konu hakkında çok az fikre sahipliği, son derece haklı taleplerle yaşamsal varlığını hak arama  silahı haline getirmiş  genç  bir kadın avukatın ölümünün yarattığı duygusallık bazı tanımları  anlaşılamaz  ve kendi içinde  çelişik  hale getiriyor. 

Konu  bence şöyle;

Sosyal  medyada öyle  bir  hava estirildi ki, sanki Ebru Timtik, "art niyetli  bir  örgüt" tarafından  zorla  ölüme gönderildi! Ebru'yu  "ikiyüzlü yoldaşları", kendi özgür  iradesi  ile  karar veremeyeceği bir eylemde kurban  seçti! Böyle bir şey  yok! Ölüm orucu herhangi  bir  eylem  değil. Değil 200 küsur gün,  o inanç ve kararlılıkta olmayan insanları  bir  hafta  bile  açlık grevinde  tutamazsınız. Bir hafta eve kendinizi  kapatıp deneyin  isterseniz.  Sonra  o bir  haftayı 40'la çarpın. Kimse kimseyi zorla  ölüm orucuna  göndermedi. 

Ebru  Timtik'in  söyleşilerinde var zaten bu... 

Kimilerinin  sözünü ettiği o "kötü  insanlar" Ebru'nun mücadele  arkadaşları... Ebru  Timtik de onlardan biri. "Melek Ebru", "Şeytan  arkadaşları" saçmalığına son verin  artık.  

Burada  basbayağı siyasal  amaçlarla yapılan, bir siyasi yapının yöntem olarak benimsediği ve hem etik hem ideolojik hem siyaseten reddedilemesi gereken  bir eylem biçimi var. Eleştirilecekse bu eleştirilmeli. 

Türkiye'de pek çok siyasi yapı hala ölüm orucunu devrimci eylemin zirvesi olarak  görüyor. Ölüm orucu  siyasal taleplerle  yapılacak  bir  eylem biçimi olabilir mi? Kestirmeden  söyleyeyim ki, olamaz, olmamalı. Ölüm orucunun meşru  kabul edilebilecek tek istisnası, yaşamın açık işkenceyle  örüldüğü, ölümün yaşama tercih edilir hale  geldiği ağır işkence koşullarıdır. Bu koşullarda zaten yaşama imkanınız kalmamış, ölüm bir kurtuluşa dönüşmüştür.  

Ya ölüm orucu ile işkenceyi durdurursunuz ya da ölürsünüz. Bunun dışında kendi  bedenini  açlığa yatırarak ölümü çağırmanın ne sınıf mücadelesinde ne de sosyalizmde yeri var.  

Türkiye'de 1982 ölüm oruçları dışında yapılan hiçbir ölüm orucunun yeter gerekçesi yoktu. Artık  bu eylem, siyasal bir  eylem  biçimi olarak  tarihe gömülmeli, reddedilmeli.

Her ölüm  orucunun devlete karşı taleplerle ilgili  bir  boyutu  olduğu  gibi topluma mesaj vermek, ölüm  orucu etrafında mücadeleyi  geliştirmek  gibi  bir  iç amacı  da olmuştur. Hatta çoğu  zaman  bu iç amaçlar,  taleplerden  daha  önem  arz eder ölüm orucu yapanlar için.  Toplum  üzerindeki  kuşatma  adanmış bazı hayatların  ölümü  ve bunun yaratacağı  sorgulama  ile kırılacaktır! Çoğu kez  de son  şans  olarak  görülür.  

Burada etik  bir  problem  var; birilerinin kendini açlıkla öldürmesi  topluma bilinç taşımanın, toplumsal  kuşatmayı kırmanın  diyeti olabilir  mi? Bunca sömürüye, zulme, haksızlığa rağmen  eğer  bir  toplum ayağa  kalkmıyorsa bunun  çok daha derinde nesnel  ve toplumsal  nedenleri vardır. Eğer bir toplum belki en yiğit ve en kararlı  devrimcilerinin açlık eylemlerinde  ölümü ile kendi  sınıfsal çelişkilerini fark edecekse  canı cehenneme o toplumun da. 

Sınıf mücadelesi kendi  nesnel çelişkileri ve hayatın kanlı  canlı  akışında kendini var eder. Baskı ve istibdat dönemlerinde toplum sinebilir, korkuya teslim olabilir, kendi sınıfsal gerçeğinden koparak karşıtına dönüşebilir, tarihin  her döneminde hep yükselen  ve ileriye  akan toplumsal  mücadele  nerede  görülmüş? Ancak bu karanlık  dönemlerin de bir ömrü  vardır. Toplumsal mücadele diyenlerin, toplumun kendi içsel hareketi  dışında sonuç almanın  mümkün  olmadığını  bilmesi gerekir. Orada kopmuş  hiçbir  marjinal  eylemin başarı  şansı yok. Hayatın  içindeki  çelişkileri örgütleyip toplumsal talepleri  bir özgürleşme  zeminine çekebiliyorsanız, attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değer.  Kendi  ölüm restini gerçeğe  dönüştürerek değil.

Ölüm orucu  tüm zorluğuna ve güçlü bir  irade istemesine  rağmen  aslında  siyaseten  en pasif  eylem  biçimidir.  Kendi  hayatını  ortaya  sürmekten başka  yapılacak  şey kalmadığının kabulü bu...  Buradan kişisel anlamda bir kahramanlık destanı yazdığınızı düşünebilirsiniz ancak küresel çağda  kahramanlara değil, çağın gerçeğini  yakalamış  toplumsal çelişkilere çözüm gücü olabileceğine  toplumu ikna edebilen öncülere ihtiyaç  var. Bunun dışında  gidilecek  her yol  çıkmaz  sokak... Her zaman  doğruları  görmek de bir  şey  ifade etmez. Toplumsal  mücadelenin etkin  araçlarını  yaratmak hele  bu çağda kolay iş değil ama alternatif  yöntemleri keşfemediyor olmak, ölüm oruçlarını önsel olarak  geçerli yöntem haline  getirmez. Nasıl  yapılacağını  bilmiyor olmak  yapılanı doğru kılmaz.  Bu ideolojik, teorik  bir  çıkmaz... Çözümü  en  donanımlı, en yiğit  insanların  kendi  bedenini ve hayatını  ortaya  sürmesi değil.

Taleplerin haklılığı her yöntemi  meşru  kılmaz. Adil yargılanma  son derece meşru bir  haktır. Ama el insaf , faşizm  tanımı yaparken  kimden  adil yargılama beklenebilir? Bu ülkede  ne zaman siyasi  davalarda adil yargılama  olmuş ki şimdi olsun.  Bu konu  demokratik  mücadelenin bir parçası olabilir ancak.  Ölümün değil.

Peki  bu hukukçu, sanatçı ölümleri  toplumsal  bellekte  sarsıcı etkiler  yaratıyor  bu? Toplumun  önemli  bir  kesimi  "Bir terörist daha  gebermiş" diye bakıyor.  Üstelik  bunların  yüzde  90'ı da yoksullar ve bu sistemin sömürüsünü derinden  yaşayanlar. Muhalif cenahta yer alan  insanlar ise talepleri  haklı  bulurken bu yöntemi kendi vicdanına bile  izah  edemiyor. 

O yüzden  Ebru Timtik'in ölümüne gözyaşı dökenlerin cümleleri bile  "Doğru  bulmuyorum..." diye başlayan ama'lı cümleler. Bu sosyolojiyi kimse okumayacak mı? 

Ölüm orucunun taleplerinin  iktidar  tarafından  tartışma konusu bile  yapılmayacağını  herkes biliyordu.  Geriye  ne  kalıyor? Toplumsal  kuşatmayı  kırmak, toplumun ölü  toprağını üzerinden  atmasını  sağlamak...Bunun etik boyutlarını  yukarıda yazdım. Pratikte öyle mi oluyor  peki?  Kaç kişi sokağa çıktı? Ebru'nun üyesi  olduğu  baro bile usulen  cenaze töreni düzenlenen dışında ne  yaptı? Aksine  böylesi sert  ve ölüm üzerinden  kurgulanmış eylemler, toplumda dehşet ve korku travmasına yol açıyor. Çoğu yoksul ve emekçi olan  milliyetçi  muhafazakar  kesimde  ise  nefret duygularını körüklüyor.

Ebru Timtik'in ölümünden  sonra sosyal  medyada  bu ölüme üzülen  pek çok muhalif  insan  "kendimden utanıyorum", "Ebru'nun katili  biziz", "hukukun meleği", "Güle güle  Ebru'muz" gibi  hamasi şeyler  yazdı. Bunlar  aldatıcı olmamalı. Çoğu Ebru Timtik ismini bu ölüm orucu ile birlikte duydular.  Aynı klavyeler, Grup Yorum'un üyeleri Helin ve İbrahim'in ölümünden  sonra da benzer  şeyleri yazmışlardı.  Kendinden  utanmak, insanı  çok radikal  kararlara  sürükleyecek bir  duygu-düşün bunalımıdır. Kendinden  utanılacak  bir  halde olmanın  bilinci, bir  daha  tekrarına olanak  tanımaz. Ama dün de aynı şeyler yazılmıştı, bugün de yazılıyor, yarın da yazılacak. Ölen ölüp gidecek ama... Sanal  alemin  coşkusu,  buza yazılmış  yazı maalesef. 

Niyet  beyanından  öte gitmiyor.  Sadece insanların  halet-ı ruhiyesini, çıkışsızlığını görüyorsunuz. 

Muhalif kesimin önemli bir  kısmı  iktidarın desteğini hızla  kaybettiğini  ve seçimle gideceğini, Türkiye'nin seçimden  sonra  olağanlaşma süreci  yaşayacağına kilitlenmiş  durumda. Kimsenin  sokağa  çıkmak, toplumsal  muhalefeti  sokaktan örgütlemek gibi  bir hesabı yok. Bunun çok başka bir kaosa yol açacağına  inanıyor insanlar. Yılgınlık var ama beklenti babında  bu da var. Bu yüzden  muhalefet sosyal medyaya sıkışmış durumda. Ölüm oruçlarına en duyarlı yaklaşanların  durumu bile bu iken, ölümler  üzerinden  muhalefet  örgütleneceğine inanmanın nasıl  bir  mantığı  olabilir? Aslolan  yaşamın kendisi. Her mücadelede ölüm olabilir.  

Ölüm mücadelenin  kaçınılmaz sonucu olarak  var olabilir ve onu en aza indirmeye çalışırsınız. Önce ölüp  sonra  mücadele örgütlenmez.

Şehitler mistifikasyonu üzerinden  ölüm-yaşam diyalektiği yer değiştirdi bu ülkede.  

Her yerde  bir  "kınalı  koç" edebiyatı! 

Bu hem çok çirkin hem de  sosyal  mücadele içinde totolojik bir şey.  Hiçbir mücadele  bedel ödendiği için  kazanılmaz. En büyük  bedeller  soykırımlarda yok edilenler tarafından ödenmiştir; ama artık yok onlar... 

Toplumsal  mücadelenin dinamiklerini  okuyup doğru hatta  yer almadan, bedel ödeyerek  sonuca varacağını  sanmak, sürekli "ölümsüzlük, şehitlik, ölümü  yenmek" gibi sloganlar, gerçeklik algısını kaybetmek, kendine  dinsel-metafizik bir dünya  yaratmaktır. 

Ölüm orucunu  savunanlarca, eleştirel  yaklaşan  insanlara  karşı  tuhaf bir tahammülsüzlük, bazen lince varan söylemler  var. Buna kimsenin  hakkı olduğunu sanmıyorum. Kimse  sizden  daha  vicdansız ya da siz kimseden  daha  vicdanlı  değilsiniz. Toplumda infial  yaratan  böylesi eylemlerde  herkes  fikrini  söyler. Kimsenin devrimcilik adına  yasak koyarak "evin sahibi"  gibi  davranmaya  hakkı yok.  İnsanlar iyi ki konuşuyor, uyarıyor. Bunu  da pekâlâ  bir veri olarak alıp değerlendirmek gerekir. Korkudan  ne  düşündüğünü  gizleyen, sistemin manipülasyonu yetmiyormuş gibi bir de sol tarafından  manipüle  edilmiş insanlarla  nereye  kadar  yürüneceğini sanıyorsunuz? Bu yöntemler solun yöntemleri olamaz. Buradan olsa olsa totaliter  bir yapı türer ki, maalesef olan da budur.

Dilerim, bütün  bu acılar insanlara bir şeyler anlatır da ölüm  oruçları son  bularak Aytaç Ünsal ve diğer  ölüm orucu yapanlar yaşarlar...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ddddd
O İlimizde Gösteri ve Yürüyüşler Yasaklandı
O İlimizde Gösteri ve Yürüyüşler Yasaklandı
ddddd
Jandarmadan Kaçak Düğüne Korona Baskını
Jandarmadan Kaçak Düğüne Korona Baskını
Kars escort Kastamonu escort Adıyaman escort Yozgat escort Çorum escort ataşehir masöz ümraniye Escort üsküdar Escort çekmeköy Escort sancaktepe Escort Zonguldak escort Isparta escort Afyon escort Giresun escort Kütahya escort Yalova escort Akçakale escort Adıyaman mutlu son