fmasaj “Yeni Görevim Hakkında Başlangıçta Tedirgindim”
Advert
MANŞET HABERLER

“Yeni Görevim Hakkında Başlangıçta Tedirgindim”

“Yeni Görevim Hakkında Başlangıçta Tedirgindim”
“Yeni Görevim Hakkında Başlangıçta Tedirgindim” Admin Ali Pekmezci
Advert
 

Savaş Çokduygulu sahipliği ve yönetimindeki 5 Ocak Gazetesi'nin 'Geleneksel Kahvaltı Sofraları'nın bu haftaki konuğu Adana Cumhuriyet Başsavcısı Bilal Gümüş oldu.  

Cumhuriyet Başsavcısı Bilal Gümüş, "Adana benim beklediğimden çok, çok iyi durumda adli yönden" dedi.

Adana Divan Oteli’nde gerçekleştirilen kahvaltılı toplantı programında Adana Cumhuriyet Başsavcısı Bilal Gümüş ile 5 Ocak Gazetesi İmtiyaz Sahibi Savaş Çokduygulu'nun moderatörlüğünde; Genel Müdür Mehmet Şahin, Genel Yayın Yönetmeni Sefa Saygıdeğer, Haber Müdürü Murat Gegin, Haber Koordinatörü Serden Çevik, Spor Müdürü Ergun Kara ve dev yazar kadrosu ile yaklaşık 2 saatlik bir beyin fırtınası gerçekleştirildi

İşte Başsavcı Gümüş’ün sorulara verdiği cevaplar:

 

Sefa SAYGIDEĞER

Göreve başladığınız Temmuz ayında demiştiniz ki, yargıya ve adalete güvenin en üst seviyeye çıkarılması için çalışacağız, Adana’da adalete güven var. Siz de onu görmüşsünüzdür. Göreve başladığınız günden bugüne kadar adli pencereden Adana nasıl görünüyor?

Bir de yeni adliye binasıyla ilgili çok yoğun çaba sarf ettiğinizi biliyorum. Lojmanlarla da ilgili çalışmalarınız var. Ondan da bahsedebilirseniz Sayın Başsavcım.

 

Ben Kırşehir Başsavcılığı’ndan Adana Başsavcılığı’na atandım. Karaisalı’da çalışmıştım ama Karaisalı sonuçta merkezde değil. Adana’nın adli yapısını bilmiyordum, suç oranını da. Tebrik telefonları sabaha kadar susmadı, ben daha kendime gelememiştim. Tebrik telefonları bittikten sonra şöyle bir düşündüm. Adana, basından gördüğümüz kadarıyla Türkiye’nin en sorunlu şehirlerinden bir tanesiydi, “ben orada ne yapacağım” diye çok düşündüm. 17 Temmuz’da buraya geldik, Adli tatilin bitimine kadar, 1 Eylül’e kadar ben sadece adliyeyi gözlemledim. ”Adana’nın suç oranı nedir?” diye gözlem yaptım. İşin açıkçası o tedirginliğim 1 Eylül itibarı ile bitti. Adana, merkez nüfusu ile hala dördüncü büyük şehir. Ülke genelinde altıncı ama 2 milyon nüfuslu bir şehir burası. Ben başladığımda adliyeye gelen evrak sayısı 186’ydı, bu sabah baktım yılbaşından itibaren 203 evrak var. 2 milyonluk bir şehirde 203 evrak gerçekten çok az. Bunun içinde trafik kazası da var, iş kazası da var, hakareti de var tehdidi de var, hırsızlığı da var. 2 milyonluk bir nüfusta 203 evrak çok az. Bunu görmek beni çok şaşırttı açıkçası. Kırşehir’de 145 bin nüfus var, yıllık adliyeye intikal eden evrakımız 9 bin. Adana, nüfus olarak Kırşehir’in 14-15 katı büyüklüğünde bir il. Onunla bir çarpıyorum, “130-135 bin yapması lazım” diyorum, hadi bir de Adana’nın basından dolayı bir 15 bin de ben koydum üzerine 150 bin yıllık bizim işimiz olur diye tahmin ediyordum. Ben başladığımda, 17 Temmuz’da 39 bindi, şu anda da 61 bindeyiz. İsmi büyük ama adli olarak aslında o kadar büyük değil Adana. Ben diyorum ki Türkiye’nin en huzurlu şehri. Biraz basın herhalde Adana’yı ön plana çıkarıyor. Adana benim beklediğimden çok çok iyi durumda adli yönden. Diyorum ya, ben şaşırdım; bütün tedirginliğim, işin açıkçası korkum hepsi bitti. Adana’ya geleli şu an 2 ay oldu, adli tatilden sonra. Burada işler o kadar güzel yürüyor ki, adli teşkilatımız o kadar iyi ki 3 tane çok iyi başsavcı vekilimiz var, 110 tane savcımız var. Çarklar çok güzel işliyor burada ve bu beni çok memnun etti. Şu an işlerimiz rutine bindi.

Adliye inşaatı ile ilgili de biliyorsunuz 2014’te temeli atılmış, emeği geçen bütün başsavcılarımız sağ olsunlar. Normalde adliye binası bu yılın Ekim ayında bitecekti ama müteahhit 1-2 aylık daha ek süre istedi. Bir de bina 2014 projesi, 2014’ten sonra yasada çok değişiklikler oldu. Uzlaşmadır, arabuluculuktur, mağdur hakları, pilot icra uygulaması biraz ondan kaynaklı gecikmeler var. Ama benim öngörüm, biz Mayıs gibi taşınırız bir aksilik çıkmazsa. Öngörülmeyen şeyler çıkıyor, bir önceki müteahhidin bırakması, yeni ihale süreci gibi. Mesela lojmanlar normalde Kasım’dı, biz onları Temmuz’da aldık. Ben sıkıştırdım. İlk de ben taşındım. Orada olmam sebebiyle de her gün müteahhide tazyik yaptık. Öyle olunca şu an 220 civarında daire dolu lojmanda. 300 dairelik bir sitemiz var, 220 dairede şu an oturuyoruz. İskanını falan aldık, her şeyini bitirdik lojmanın.

 

Sefa SAYGIDEĞER

OSB, Cezaevi Müdürlüğü ve Başsavcılık işbirliği. Bunu Niğde Cezaevi Müdürlüğü yapmış Sayın Başsavcım. Onlar mobilya üretiyorlar. Elma ihraç ediyorlar. Adana’da böyle bir çalışma işbirliği olacak mı? Mahkumların sanayi ile entegrasyonu söz konu mu?

 

Olabilir. Talep olursa veya biz altyapıyı sağlarsak mutlaka olur. Şimdi Niğde Cezaevi şu an Türkiye’nin en büyük açık cezaevi. 7 bin 500 dönüm arazi üzerine kurulu. Bir önceki müdürü benim İskenderun’daki cezaevi müdürümdü. Ben de Kırşehir’deyken onu ziyaret ettim, cezaevini gördüm. Sadece elma değil, orada 30’a yakın ürün üretiliyor. Ağırlık mobilya ama sucuktan tutun kavurmadan tutun elma sirkesi, elma suyu, sigara böreği. Nerdeyse Ankara’nın bütün kurumlarının eti Niğde Cezaevi’nden gidiyor. O kadar devasa bir cezaevi. Bir holding gibi, bir fabrika gibi çalışıyorlar. İnanılmaz da bir cirosu var işin açıkçası, çok büyük.  Bizim buradaki cezaevinde de olabilir. Sonuçta mahkum bir şeyler üretsin, açık cezaevleri çalışma üzerine kurulu zaten.    

 

Murat GEGİN  

Malum 2016’da bir hain kalkışma gerçekleşti. O zamandan bu zamana FETÖ operasyonları yapılıyor, Adana merkez olsun, diğer illerimiz olsun. Şu an gelinen nokta nedir?

 

FETÖ ile mücadelede şu an çok iyi bir durumdayız, ama tabi bu örgüt 40 yıllık bir örgüt. Bunu 4 yılda bitirmek mümkün değil. Biz her operasyon yaptıktan sonra onlar da kendilerine yeni refleksler geliştiriyorlar, bazı yerlerde tekrar il mütevelli, il imamları atadıklarını duyuyoruz. Yine onlar da kendilerine göre yapılanma yapıyorlar. Biz önce bylocktan gidiyorduk sonra ankesörlü aramalar çıktı, ardışık aramalar. Soruşturmalar ilerledikçe belki farklı delillere ve farklı kişilere ulaşacağız. Ama soruşturma Türkiye geneli çok iyi durumdayız. Adana’da da çok iyi durumdayız, basına da çıkıyor zaten. Olgunlaştıkça peyderpey yeni operasyonlar yapıyoruz. Türkiye geneli iyi durumdayız ve biz sonuna kadar bunun üzerine gideceğiz. Hiçbir zaman bıkkınlık da olmayacak. Çünkü öyle bir şey olursa bunlar daha da güçlenecek, tekrar gelecekler üzerimize. Dediğim gibi biz sonuna kadar bu işin üzerine gideceğiz. Ama ne zaman biter, biter mi onu da bilmiyorum? Bizim gücümüz yettiği sürece bitirmek için üzerine gideceğiz. Diyorum ya, işte bylocktu ilk başta delilimiz, sonra bu ankesör çıktı. Ankesörü bilmiyorduk mesela. Şimdi yeni soruşturmalarda yeni deliller çıkıyor. Belki dünyanın en gizli örgütü, bilmiyoruz yani. Biz, MİT Başkanı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılmasına kadar bilmiyorduk böyle bir şeyi. Aynı adliyede çalıştığımız hakim, savcılar var. Yani adamları bilmiyorduk işin açıkçası. Adamlarla her gün oturmuşuz, beraber çalışmışız ama bilmiyorduk. O kadar kendilerini gizlemişler ki.

Ben göreve geldiğimde “4 öncelik var” dedim. Biri terör, biri uyuşturucu, biri silah, biri de kadına şiddet. Bu dört konu benim gördüğüm evraklarda Adana için bence sıkıntı. Bizim bu dört konunun üzerine gitmemiz lazım. Bizim adli yönden sahadaki gücümüz kolluk kuvvetleri; emniyet ile jandarma. Biz onlarla etle tırnak gibiyiz.

 

Serden ÇEVİK

Biliyorsunuz Adana metropol bir kent, aynı zamanda da kozmopolit bir yapıya sahip. Suç oranlarına baktığınız zaman Adana’da eğilim nereye kayıyor? En çok suç hangi yönlerde işleniyor?

 

Günlük vukuat raporlarına bakınca en çok gözüme çarpan uyuşturucu. Hem kullanma, hem satma. Kullanmada biraz farklı bir sistemimiz var, ilk kullanmada devlet ceza vermiyor, ona bir tedavi uygulamaya çalışıyor, 1 yıl süreyle tedavi ettiriyor. Ondan sonra da 4 yıl ayrı bir süre var. Yani 5 yıl uyuşturucu kullananı takip ediyoruz. 5 yılın sonunda suç işlemezse dosyasını kapatıyoruz. Ama bu arada ikinci kez kullandığı zaman tabi artık onun bir cezai müeyyidesi var, dava açılıyor ve ceza alıyor.

Aile içi şiddet çok fazla, silah dediğim gibi. Ama şu an uygulamalardan sonra ilk geldiğimde günde 10-15 silah bulunurken, şimdi günlük 2’ye, 3’e düştü. Vatandaş gerçekten silah konusunda “emniyet uygulama yapıyor, silah taşımayalım” diyor. Biz silahtan da şöyle bir işlem yapıyoruz, ne olursa olsun 1 gece gözaltı uygulaması yapıyoruz. Kolluktan serbest bırakma işi yok, cezasızlık algısı olmasın istiyoruz. Silahla işlenen suçları ne kadar engelleyebilirsek o kadar iyi olacak.

Aile içi şiddet gerçekten Adana’da çok fazla, inanılmaz fazla. Ben arkadaşlara talimat verdim onları da mutlaka gözaltına alıyoruz. Sabah biz adliyeden sevk ediyoruz, kolluktan bırakmıyoruz. Tehdit ve hakareti biraz arkadaşların inisiyatifine bıraktım, onlar uzlaşma kapsamında çünkü. Bizim amacımız kadını, çocuğu, şiddet mağduru kimse onu korumak.

 

Umut YÜZER

Uyuşturucu kullanım alanında tabi cezalandırma anlamında Türkiye genelinde Adana’nın durumu nedir? Adana, uyuşturucu kullanımında ilk sırada mı, onuncu sırada mı?

 

Günlük vukuat raporlarında en az bir 10 tane kullanım görüyorum. En az bir 5-6 tane ticaret görüyorum. Mesela Şanlıurfa’dan üç tekerlekli motorla gelen adam 77 kilo esrar taşımış. Kimin aklına gelir? Son olayda 51 kilo eroini, adam TIR’ın üstündeki iş makinesinin üstüne koymuş. Kimin aklına gelir? Bizim uyuşturucu hapis cezamız 5 yıldı, eroin olunca 1.5 kat oluyordu, yani 7.5 yıl. Biz 2014’ün 28 Haziran’ında bunun cezasını 2 katına çıkarttık. Şu an esrarın cezası 10 yıl, eroinin ki 15 yıl ve infazını da 4’te 3 yaptık. Eskiden 3’te 2’ydi, ama ne oldu? Uyuşturucu bitmedi, artarak devam ediyor. Aynısı adam öldürmede de var. 2005 öncesi adam öldürmenin cezası 24 yıldı, infazı 10 seneydi. Şimdi müebbette infaz 24 sene. Adam öldürme azaldı mı? Yok. Artarak devam ediyor. Bizim biraz toplumu bilinçlendirmemiz, eğitmemiz lazım. Şu an cezaevlerinde en büyük yatan suçlu grubu uyuşturucu suçundan yatan mahkumlar.

 

Alper TANSEL    

Sizin tarım açık cezaevleriniz var, hasat yapılıyor, kavun-karpuz yetişiyor, salatalık yetişiyor vs. O çalışma fevkalade güzel. Cezaevlerinde olsun, açık tarımda olsun mesela uzmanlarla zaman zaman kişisel gelişim eğitimleri yapıyor muyuz? Bu insanları çünkü geleceğe hazırlamamız lazım. Cezası bitecek, hayata atılacak, iş dünyası onları dışlıyor, ne yapacağını bilmiyor. Bunlar sabıkalı diye kimse kolay kolay iş vermiyor. Bu konuda bir mastır planınız var mı?

 

Halk Eğitim ve Milli Eğitim’le sürekli irtibat halindeyiz. Cezaevlerinde mahkumlara meslek edindirme kursları veriyoruz, onlara belge veriyoruz. Cezaevinden çıktıktan sonra SODES projesi kapsamında hibeler alıyorlar. Biz bütün mahkumlara bunu uyguluyoruz. Bizim verdiğimiz o belgelerle SODES’e gidiyorlar; hayvancılık, arıcılık, kalorifercilik, ateşçilik bunlar önemli. Ben suçların çoğunun ekonomik kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Bu adama bir iş vermemiz lazım, dışarı çıktığı zaman adamın aç kalmaması lazım. Bu mahkumlar dışarı çıktıktan sonra, hayatını idame ettirecek şekilde, meslek sahibi olacak şekilde mutlaka cezaevlerinde kurslar var. Son dönemde denetimli serbestlik kapsamında da bizim eğitimlerimiz var.

Şimdi bizim Kürkçüler Cezaevi’nde bir okul projemiz var, bir hayırsever işadamı da bunu üstlendi. 16 derslikli bir okul yaptıracağız. Suçların temelinde tabi eğitimsizlik birinci sırada, eğitimli insanın çok zor durumda kalmayacağı sürece suç işleyeceğine inanmıyorum. Eğitimli insan yasadan korkar. Burada bana sorsanız en korkak insan benimdir, çünkü yasayı biliyorum. Başıma ne geleceğimi biliyorum. Eğitimli insan biliyordur zaten, cahil insan cesur olur.

 

Ünsal ÖZDİKER  

Ne zaman adliyeye bir işimiz düşse gözümüzde bir korku! Nereye park edeceğim arabayı korkusu? Çok klasik, herkesin her zaman yaşadığı bir şey. Ama bu bitecek mi yeni bina ile birlikte?

Yeni adliyede bir kapalı otoparkımız var, ama o personel otoparkı. Yeni adliyenin önünde boş bir alan var Yüreğir Belediyesi’ne geçmiş o alan. Ben Başkan Fatih Mehmet Kocaispir’le görüştüm, onlar da yanılmıyorsam ihaleye çıkardılar. Altı 400-500 araçlık 2 kat otopark, üstü park şeklinde bir proje.

 

Ünsal ÖZDİKER    

İkinci kanayan bir yara, davaların uzama süreci. Yıllardır süren davalar var. Bu davalar niye bu kadar uzuyor, kısaltma şansımız yok mu?

 

Yerel ilk derece dediğimiz, bizim kendi mahkemelerimizde yargıda hedef süre diye bir süre belirlendi. Her suç, her dosya için ortalama bir süre belirlendi. Diyelim bir dava 180 günde bitecek, 180 günü geçirdiğin zaman oradan sana sistem uyarı veriyor. Bu dosya niye gecikti diye? Yeni bir sistem, bunun ismi ‘Yargıda hedef süre’ 2019’da yürürlüğe girdi. Geciktirdiğin her dosya senin aleyhine oluyor. Böyle bir hedef süremiz var.

 

Murat KARAKÖSEOĞLU

Biz gazeteci olarak bir haber, bir köşe yazarız muhatabı olan kişiyle belgeleri falan ortaya koyarız, kamu görevlisine hakaretten dava açarlar. Yalan haberden açılmaz, hakaretten dava açılır. Esasında gazetecilerin böyle de bir sorunu var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

Bana günlük bütün gazeteler geliyor, ben de bakıyorum, bazen ben de işaretliyorum suç unsuru olabilecek bir şey var mı diye? İşaretliyorum ve basın savcısını arıyorum veya ilgili başsavcı vekili arkadaşı arıyorum. Diyorum ki, şöyle bir haber var ona bir bakalım. Soruşturma yapmamız mı lazım, bununla ilgili bir şikayet var mı? Biz basın özgürlüğü, haber verme kısmını zaten geniş yorumluyoruz. Çalıştığım yerlerde benim basınla aram hep iyiydi, yerel basınla özellikle. Yanlış anlamayın, gazeteyi tehdit aracı olarak, haraç aracı olarak görenleri de gördük.

 

Hakan TOYTEKİN

Adana Türkiye’de en fazla Suriyeli ağırlayan kentlerin başında geliyor. Bu nüfus yoğunluğu suç oranlarına nasıl yansıyor? Suriyeliler Adana’da suç oranını arttırdı mı, mesela uyuşturucu kullanımında bir artış oldu mu?  

 

Ben yine günlük vukuat raporlarından söylüyorum, Suriyelilerin daha çok aile içi şiddet olayları gibi gözüme çarpıyor. Suriyelilerin çok suça bulaştıklarını görmedim. Adana’da 200 olay varsa belki 3-4 tanesi Suriyelilerin karıştığı olaylardır. Onda da daha çok aile içi şiddet olayları gözüme çarptı. Şu 3 aylık dönemde hırsızlıklarını görmedim, uyuşturucu da hiç dikkatimi çekmedi açıkçası. Daha çok yaralama tarzı olaylar, kendi aralarında daha çok. Bariz bir şekilde Suriyelilerin karıştığı bir olay dikkatimi çekmedi.

 

Mehmet ÖZANLIKIZIL  

Özellikle hırsızlık, kapkaç gibi adli olaylarda zanlının daha önce suç kayıtlarında olduğu ortaya çıkıyor. Biz bunu haber bültenlerinde sunarken diyoruz ki, daha önce 30’a yakın suç kaydı olan zanlı yine aynı tekrar tutuklanarak gözaltına alındı gibisinden haberler geçiyoruz. Bu noktada yasalarımızda bir boşluk mu var, cezalarımız caydırıcı gelmiyor mu?

 

Cezalarımız caydırıcı, bu genelde uygulayıcının elinde olan bir husus. Konut içinde olan hırsızlığın cezası 5 yıl ile 10 yıl arası. Şimdi ilk kez suç işleyen adama 10 yıl ceza veremezsin. Çünkü adam ilk kez suç işlemiş ona 5 yıl vermek lazım. Ama adam bunu alışkanlık haline getirmişse, bizim tabirimizle çarşaf gibi sabıkası varsa buna artık 10 yıl ceza vermen lazım. Yani bu uygulayıcının elinde olan bir şey. Makas çok geniş, 5-10 yıl arası. Adam suçu işlemişse, sabıkası da varsa ben 10 seneden başlarım ceza vermeye. Mahkeme gerekçesini sağlam yazdıktan sonra, adamın 30 tane sabıkası var, bu bile yeter bence üst sınırdan ceza vermek için.

 

Tamer GÖZÜDELİ

Ben cezaevleri ile ilgili bir soru sormak istiyorum. Tiyatrocu olarak çok cezaevlerine girmiş çıkmışlığım var. Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’yle birlikte bir uyuşturucu projesi götürmüştük. Oralarda gördüğüm şuydu, sosyal sorumluluk projelerinde oradaki hükümlülerin sosyalleşmesini, sosyal-kültürel projelere ağırlıklı Adana’da dahil buna. Bu projelerin devamlılığı var mı cezaevlerinde? Sadece yoksa oradaki hükümlülerin marangoz veya terzi atölyelerinde çalıştırmak gibi mi değerlendiriliyor, kültürel-sosyal projeler yapılıyor mu

 

Kültürel etkinlikleri yapıyoruz, ben Sivas’ta yapamadım ama İskenderun Cezaevi Savcılığı dönemimde ayda bir neredeyse konserdir, oyundur, söyleşidir, etkinliktir yapıyorduk. Burada da şu an pandemi kurallarından dolayı yapamıyoruz. Ben de zaten buna taraftarım. Ben de yapılmasını istiyorum. Hükümlüleri dışarıyla kaynaştırmak lazım.

Son olarak şunları söylemek isterim; Biz Adana’yı gerçekten çok seviyoruz. Adana yıllardan beri benim içimde uhde olan bir şehir. Karaisalı’da çalıştım, sonra Siverek’e gittik. Siverek dönüşü benim hep Adana’ydı talebim, İskenderun’a geldim. İskenderun sonrası dedik ki, bir dönem bizim memlekette çalışma şeyi vardı,  HSYK öyle bir karar almıştı yine aynı şekilde Adana talebimiz olacaktı ama sürpriz bir şekilde Sivas’a tayinimiz çıktı. Öyle içimizde bir uhde kaldı. İşte kısmet 14 sene sonra tekrar Adana’ya geldik. İnanın bizi ailece de inanılmaz mutlu etti. Çok da seviyoruz Adana’yı. Artık burada görev süremiz ne kadar olur bilmiyorum ama Adana’da çalıştığımız sürece kendi memleketimde çalışmış kadar mutluyum. Yargı olarak da elimizden geldiği şekilde en iyisini yapmaya gayret gösteriyoruz. Kesinlikle adaletten ödün vermeden hakkı-hukuku en iyi şekilde temsil etme yönünde, bütün gayretimiz bu yönde.

 

Mehmet ŞAHİN  

5 Ocak Gazetesi hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyim?

 

Savaş Bey’i biz zaten çok sevdik. Savaş Bey’i gıyabında da çok sevdik. Gazeteniz gerçekten güzel, takip de ediyorum. Her gün okuyorum. Allah kolaylık versin, gerçekten Adana’nın gündemini belirliyorsunuz. Savaş Bey’le de tanıştığımıza çok memnunum, sizlerle de yine aynı şekilde tanıştığımıza çok memnunum.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ddddd
“En Çok Madencilerin Umudu Çalındı!”
“En Çok Madencilerin Umudu Çalındı!”
ddddd
Baba ve 2 Oğlu, Koronadan Hayatını Kaybetti
Baba ve 2 Oğlu, Koronadan Hayatını Kaybetti
Kars escort Kastamonu escort Adıyaman escort Yozgat escort Çorum escort ataşehir masöz ümraniye Escort üsküdar Escort çekmeköy Escort sancaktepe Escort Zonguldak escort Isparta escort Afyon escort Giresun escort Kütahya escort Yalova escort Akçakale escort Adıyaman mutlu son