75. Yıl Sanat Galerisi dün Büyükşehir Belediyesi ekiplerince sessiz sedasız yıkıldı.
1948 yılında mimar Jansen’in önerisiyle yanındaki eklentilerle birlikte Şehir Oteli olarak planlanıp inşa edilmişti.
Zor sosyo-ekonomik koşullarda Cumhuriyet döneminin Adana’ya bir kazanımıydı. Değerini ancak kendini Adanalı hissedenler bilebilir.
Yıkılan bir bina değil; kentin tarihi, sosyal, kültürel bir hafızasıydı.
O hafıza bize şunları anlatıyor..
Giriş bölümünde 1950-1960 arasında düğünler, balolar düzenlenirdi. Yapı; proje gereği Atatürk Parkı’nı geniş göstermesi amacıyla salon olarak konumlandırıldı. Eski bir mimari olması vesilesiyle yüksek tavanlıydı. Bugün bile örneğine rastlamak kolay değil.
Eklentileriyle birlikte 1963’de Çukurova Koleji olarak hizmete girdi. Daha sonra Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ne dönüştürüldü. AİTİA, 1973 yılında kurulan Çukurova Üniversitesi’nin ‘ana’sıydı.
Ters L şeklindeki mimariden geriye sadece bu yapı kalmıştı.
Yerli-yabancı tanınmış sanatçıların sergi ve etkinliğine sahne oldu. Yakın tarihte yıllarca sanat galerisi ve konservatuvar olarak hizmet verdi.
Depremde zarar gördüğü gerekçesiyle yıkıldı.
Topu topu tek katlı bir binaydı; güçlendirilip restore edilerek yaşatılamaz mıydı? Yerine yenisi yapılsa dahi kent tarihindeki boşluğunu doldurmaya yetecek mi?
Maalesef dün Adana’nın ruhundan bir parça daha eksiltildi. Biz buna cahil cesareti de diyoruz.
1972’de yapılan Balcalı Hastanesi için kıyameti koparanlar buna ne diyecekler!
ALİ PEKMEZCİ