Sahnede, Dijitalin Yeni Soytarıları…

TEKNOLOJİ - 26-06-2025 19:56

Adana’dan sektörel bir iç dökme…

Eskiden pazarlamacı deyince akla kumaş çantasını omzuna atıp dükkan dükkan gezen samimi insanlar gelirdi. Şimdi ise “dijital pazarlamacı” kimliğiyle, laptoptan ezberlediği üç kelimeyle, sektördeki herkese ahkam kesen bir “yeni nesil” dolaşıyor ortalıkta.
Hoş geldiniz. Soytarılar sahnede.

Geçtiğimiz haftalarda birkaç firmayla sohbet ederken aynı hikâyeyi farklı ağızlardan duydum. “Bir adam geldi, Google Partner olduğunu söyledi, ajansımızı yerin dibine soktu. Web sitemizi beğenmedi, SEO’muz yokmuş, sosyal medyamız amatörmüş…”

Aynı plak, farklı mekanlar.
Ve bu arkadaşın adı her defasında ima edilse de hep aynı kişiye çıkıyor.

Reklamcılık sektörüne gireli birkaç yıl olmuş, eline Google’dan alınmış ne idüğü belirsiz birkaç sertifika geçmiş, ama sanki Facebook’un algoritmasını o yazmış gibi konuşuyor.

“AdWords mü? Onu yanlış kullanıyorlar abi. Sosyal medya mı? O zaten çöp. Web sitesi mi? Bunu çocuk yapsa daha iyi yapar!”

Biraz sorguladığınızda İstanbul ofisinden bahsediyor. Harika! Adresi bir yazın bakalım: Meğer o ofis, başka bir ajansa aitmiş. Referansları varmış: Markalar şunlar, firmalar bunlar. Bir Google yapın, o markaların zaten başka ajanslarla aktif çalıştığını görüyorsunuz.
Ama olsun, Adana’da havayı koklayan çok, sorgulayan az. Lafı giydiren kazanıyor. Şimdilik.

Bu kişilik tipi tanıdık: Kendine iş yaratmanın tek yolunu, başkasının işini kötülemek sanıyor. Üstelik bunu yaparken ne bilgiye ihtiyaç duyuyor, ne tecrübeye.
İyi ajansları karalıyor, firmaları “senin ajansın seni kandırıyor” diyerek kandırmaya çalışıyor.
Korkmayın, klasik bir teknik bu: Tarlayı yakıp çiftçiye su satmak.

Sevgili reklamverenler…
Ajansınız mükemmel olmayabilir. Hataları olabilir. Hatta zaman zaman sizi de kızdırabilir. Ama birileri kapınızı çalıp, daha “merhaba” demeden size çalıştığınız ajansı kötülüyorsa, orada niyet temiz değildir.

Gerçek reklamcı işini gösterir. İspatlar, örnekler sunar. Dürüstçe “şurada iyiyiz, burada eksik kalabiliriz” der.
Palyaçolar ise sadece konuşur. Çünkü ellerinde iş yoktur, üretim yoktur, değer yoktur.
Sadece laf vardır. O da bol bol…

Bu şehri ve bu sektörü biraz tanıyorsak, biliriz ki:
Reklamcılık ses değil, iz bırakma işidir.
Ve bazı izler sadece pisliktir.

Hakan ÖZDEMİR Yazdı 

Günün Diğer Haberleri