Gazeteci yazar Ufuk Tekin, yarın (Cumartesi) “YÜZLEŞME Böceklerin de Annesi Var” adlı kitabı için imza günü düzenliyor.
Kitapla ilgili bir yazar değerlendirme yazısı kaleme aldı.
Şöyle:
“YÜZLEŞME Böceklerin de Annesi Var”, bireysel yaşam öyküsüyle Türkiye'nin yakın tarihine, özellikle 1970'ler ve 80’lerin politik ortamına ışık tutan; politik baskı, cezaevi deneyimi, geçmişle hesaplaşma ve vicdani yüzleşmeyi odağına alan bir anlatı.
Kitap, yalnızca bir solcunun hatıratı değil; aynı zamanda insan olmanın, yanlışlardan ders çıkarmanın, barışı özlemenin ve geçmişin acılarını evrensel bir dille anlatmanın da ifadesi. Anlatı; tarihsel kesitler, kişisel deneyimler, kuşaklar arası ilişkiler ve insanlık dramlarıyla iç içe dokunmuş durumda.
Yazar, geçmişin acılarıyla hesaplaşıyor. Siyasi mücadeleler içinde şiddetin dışında kalmaya çalışmış bir birey olarak özeleştiri yapıyor ve “ellerime kan bulaşmadı” diyerek vicdanını ortaya koyuyor. Bu yönüyle kitap, Türkiye’de sol ve sağ kampların çok az yaptığı şeyi, samimi bir özür ve yüzleşmeyi barındırıyor."
Metin, zaman zaman alegorik bir anlatı biçimiyle ilerliyor. Anka kuşu, gökyüzünden dünyaya bakan bilge bir gözlemci gibi kullanılmış. Bu figür, hem bir anlatıcı hem de vicdani muhasebenin sembolü. Yazar, yaşadıklarını bir “kuşun gözünden” anlatırken, hem bireysel hem toplumsal bakışı bir araya getiriyor.
Kitap, 6-7 Eylül Olayları’ndan 12 Eylül Darbesi’ne, Kozan’da yaşanan Ermeni çatışmalarından Auschwitz’teki Nazi vahşetine kadar geniş bir tarihsel yelpazeye uzanıyor. Her biri, yazarın ya doğrudan yaşadığı ya da ailesinden dinlediği olaylarla iç içe geçmiş.
Solculara, ülkücülere, dindarlara ve tüm farklı kesimlere dönük bir “barış çağrısı” var. Kitap, kutuplaşmanın içinde boğulmuş Türkiye toplumuna, karşıtlıklar yerine ortak insanlık üzerinden sesleniyor.
Dili sade ve içten, zaman zaman edebi, zaman zaman gazeteci diliyle iç içe. Zengin tarihsel referanslar (Atatürk, II. Bayezid, Hitler dönemi, Adnan Menderes, 68 kuşağı vb.) ve kişisel anlatılar dengeli kullanılmış. Anlatıdaki samimiyet ve vicdani dürüstlük, okura güçlü duygusal bağ kurma imkânı veriyor.
“Hiç kimsenin canına kastetmedim. O yüzden rahattır içim, huzurludur vicdanım."
Bu cümle, kitabın tüm mesajını özetliyor. Yazar, ideolojilerin değil, insanlık onurunun peşinden gitmiş olmayı önemsiyor.
“Böceklerin de Annesi Var”, kişisel bir geçmişin dökümünü yaparken bir neslin hikâyesini de anlatıyor. Vicdani bir yüzleşme, tarihsel bir tanıklık ve insani bir çağrıdır bu eser. Yazar, hem hesap soruyor hem de kendi içinde hesaplaşıyor. Bu nedenle kitabın hem edebi hem de tarihsel değeri yüksek.