GÜNCEL
Giriş Tarihi : 25-01-2022 10:33   Güncelleme : 26-01-2022 00:47

“Türkiye, Enerji Tehdidine Boyun Eğiyor“

“Türkiye, Enerji Tehdidine Boyun Eğiyor“


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye’nin dünyanın sayılı jeotermal kaynak zenginliğine sahip ülkelerinden biri olmasına rağmen bu kaynaklardan yeterince yararlanamadığını bildirdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ‘sıfır emisyon’ hedefli bir çalışmasına, yol haritasına tanık olunmadığını dile getiren Dr. Şevkin, Türkiye’nin yerli, yenilenebilir, temiz ve enerji verimliliğinde ciddi çalışmalar yapmak zorunda olduğundan hareketle meclis araştırma komisyonu kurulması için TBMM Başkanlığı’na önerge sundu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın bakanlık performans programında fosil yakıta dayalı kurulu gücün artacağını belirtirken diğer yandan emisyonu azaltacağını iddia ettiğini, bu çelişkinin Türkiye’yi yeni açmazlara sürüklediğini dile getiren Dr. Şevkin, ruhsat hukuku dâhil olmak üzere, uygulamada bir çok eksiklik göze çarptığını, Aydın, Manisa, Denizli, Çanakkale gibi jeotermal kaynak bakımından zengin olan bir çok kentte halk ile yatırımcıları karşı karşıya getiren, yoğun tartışmalara neden olan çok sayıda sorun bulunmasına rağmen bu sorunların görmezden gelindiğini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iktidar tarafından şekli düzenlemelerle meşgul edildiğini söyledi.

AŞIRI KÂR HIRSI HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR

Bulunduğu jeolojik ortamın jeodinamik yapısına bağlı olarak gelişen jeotermal kaynakların aranması, araştırılması, bulunması, çevreye duyarlı bir şekilde işletilmesi, reenjeksiyonu, kaynağın korunması ve geliştirilmesi ile jeotermal kaynak içeren rezervuarların niteliği ve kapasitesi bilinmeden, statik maden kaynaklarında olduğu gibi tespih tanesi gibi ruhsat verilmesinin, bu kaynakların ekonomik olarak işletilmesini engellediği gibi, üretim- enjeksiyon- reenjeksiyon süreçlerinin doğru bir şekilde yönetilememesi nedeniyle, çok sayıda jeotermal kaynak sahasında soğuma, üretim kapasitesinin düşümü, yer altı suyu seviye düşümü gibi çok sayıda teknik sorunun yaşanmasına neden olunduğunu dile getiren Dr. Şevkin, araştırma önergesinin gerekçesinde yapılan yanlışlara yer verirken çözüm önerilerini de sıraladı. CHP’li Dr. Şevkin, ülke kaynaklarının yanlış ruhsat hukuku ve işletme nedeniyle hızla tüketildiğini,  Aydın, Manisa ve Denizli'de jeotermal kaynak işletmesi esnasında yer altından çıkan karbondioksit gazı ile ağır metal içeren su buharı ve diğer gazların halk sağlığı üzerindeki etkileri araştırılmadan tesislerin işletmeye açılmasının göstermelik olarak hazırlanan ÇED raporları, aşırı kâr hırsı nedeniyle işletmelerin üretim zorlaması nedeniyle bölgede yaşayan halkın sağlığının tehlikeye atıldığını kaydetti.

PARİS İKLİM ANLAŞMASI VE İKLİM İKLİM KRİZİ…

Cumhuriyet Halk Partisi olarak üzerinde hassasiyetle durdukları Paris İklim Anlaşması'nın mecliste kabul edilmesini tarihi bir adım olarak gördüklerini, çünkü Paris İklim Anlaşması’nın dünyanın, iklim değişikliğiyle ilgili mücadelede en önemli birlikteliği olarak bilindiğini ifade eden Dr. Şevkin, “Bugüne kadar 191 ülkenin taraf olduğu Anlaşma; küresel ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı 2 derece ile sınırlandırmayı, mümkünse 1,5 derecenin altında tutmayı ve bu doğrultuda, yüzyılın ortasına kadar sera gazı emisyonlarının sıfırlanması için ülkelerin ortak çalışmasını teşvik ediyor” dedi.

CHP Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderliğinde “İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi”nin hazırlandığını, bu beyannamenin 10'uncu maddesinde, “Gelecek nesiller için ekosistem hakkı korunacaktır” denildiğini dile getiren Dr. Şevkin, “İlk hedefimiz bu hakkın sürdürülebilirlik adına, yaşam hakkı adına, doğanın, çevrenin, ormanın talan edilmesinin önünü almak adına çağrı beyannamemizdeki bu maddeyi Anayasal güvence altına almaktır.

Paris İklim Anlaşması’nın en önemli noktası enerji konusudur. Emisyonun yüzde 70’inden fazlası enerjiden kaynaklanmaktadır. Bu anlaşmayla enerji, ulaşım ve ekonominin tüm katmanlarında bir dönüşüm yaşanacaktır. Bu dönüşüm ana ekseni düşük karbonlu ekonomiye geçiş olacaktır. Türkiye’nin bu gerçeklikle birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi, kaynakları doğru kullanması da son derece önem taşımaktadır” diye konuştu.

AdminAdmin