Türk pop müziğinin devlerinden Alpay (Alpay Nazikioğlu), Ankara Kızılay'daki Soysal Pasajı içinde küçük bir dükkân işletiyordu. Her ne kadar giriş katı dense de yanlış; gömlekçi dükkanı 1. katta idi; çorap ta satıyordu.
*
Ben üniversite öğrencisi iken 1 adet gömlek satın almakla başladı, tanışmamız. Siyasi görüşümü, kaldığım yurdu sordu. Kızılay’a mesken edindiğimizden ne zaman dükkanının önünden geçsem çağırır, ‘Adanalı gel çay içelim’ derdi.
Çok kısa ama derin sohbet eşliğinde çayımızı yudumlardık.
*
Okul arkadaşlarım Mehmet Cem Eroğlu ve Ceyhun Özgönül de o günlerin canlı tanığıdır.
*
Gündemden ötürü gecikmeli bir yazı olduğunun farkındayım. Ama yazmadan edemezdim.
*
12 Eylül öncesi Kızılay’daki bir korsan miting sonrası polisin şiddetli müdahalesi ve kaçışmalar. Kendimi zar zor Soysal Pasajı’na attım.
Üst kata çıktım.
*
Belli ki Alpay olan biteni yukarıdan izlemişti.
Tam dükkanının önünden geçerken, “Gel, tezgahın arkasına geç” dedi.
Atlatmıştım.
*
Uzun yıllar sonra Ankara’ya döndüğümde kendini göremedim. İçimi hafif bir burukluk kapladı.
*
Çünkü Ankara gecelerinde ders çalışırken Zülfü Livaneli’nin yanı sıra Alpay’ı da dinlerdim.
Fabrika Kızı, Eylülde Gel.
*
Ankara’nın sonbaharı çok güzel olur. Eylülde Gel’e düşkünlüğüm de ondandır.
*
Sadece eşsiz sesiyle değil; tavizsiz duruşu, entelektüel birikimi ve centilmenliğiyle de müzik tarihimizin en özel efsanelerindendi.
Fabrika Kızı öksüz, Eylül’ler artık daha buruk..
*
Hukuk Fakültesi mezunu Alpay, müziği hiçbir zaman sadece para kazanmak için yapmadı. Kendi sanatsal çizgisine uymayan hiçbir projede yer almadı.
Gazino kültürünün zirvede olduğu dönemlerde bile kendi tarzından ve kalitesinden ödün vermedi.
*
Işıklar içinde uyu.
Ali PEKMEZCİ