Aziz İhsan Aktaş davası kapsamında rüşvet aldığı iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapse mahkum edilen Zeydan KARALAR ilk kez konuştu:
"Dün açıklanan karar sonrası bir açıklama yapma zarureti doğmuştur.
Bugüne kadar hep delillerle konuştuk, hukuka inanmak istedik. Asla yanlış bir iş yapmadığımız gibi, uğradığımız haksızlığa rağmen yalnızca dosyamızı anlattık. Ancak gelinen noktada hukuki ve vicdani açıdan tarihe geçecek bir kararla karşı karşıyayız.
Öncelikle tarafımla ilgili iddiada Aziz İhsan Aktaş’ın hiçbir beyanı yoktur. Baki Nugay isimli şahıs hapse girdikten 6 ay sonra, Aktaş’ın etkin pişmanlık kapsamında serbest kaldığını görünce, kendisi de serbest kalmak amacıyla hakkımda 10 yıl öncesine (2017-2018-2019) ilişkin bir iftira atmıştır.
Üstelik birbiriyle tamamen çelişen beyanları dosyada mevcuttur.
Şahsın temel iddiası, “Alacaklarımı alamıyordum, bu nedenle para vermeye zorlandım” şeklindedir. Oysa resmi evraklarla, söz konusu dönemde bütün ödemelerini düzenli ve eksiksiz aldığı kanıtlanmıştır. Nitekim iddianamede de kişinin alacaklarını düzenli aldığı görülmüş, ve bu nedenle para verdiği yönündeki beyanlarına itibar edilmediği açıkça belirtilmiştir.
Bunun üzerine, aynı olay bakımından bu kez tamamen farklı bir varsayım olarak; şahsın “ihale almak ve almaya devam etmek amacıyla” para vermiş olabileceği ileri sürülmüştür. Oysa böyle bir ihale de olmamıştır.
Dolayısıyla;
Alacaklarını düzenli olarak aldığı resmi belgelerle sabit olan,
İlk iddiasının maddi temeli dosya kapsamındaki belgelerle ortadan kaldırılan bir kimsenin, kendi icerisinde çelişen beyanları esas alınarak;
Dosyada mevcut olmayan bir ihale ilişkisi üzerinden,
Kendisince dahi isnat edilmeyen bir fiilin varlığı varsayılarak mahkumiyet kararı verilmiştir.
Bu karar ne hukuka ne de vicdana sığar.
Kişi özgürlüğünü ve itibarını doğrudan etkileyen böylesine ağır bir sonuç, çelişkili beyanlara, varsayımlara veya dosyada bulunmayan bir olayın kabulüne dayandırılamaz.
Şunu da belirtmekte fayda görüyorum: Önce istinaf, ardından yargıtay aşamalarıyla yargılama sona erene kadar karar kesin değildir. Er ya da geç adalete kavuşacağımıza hâlâ inanmak istiyorum.
Dün verilen karardan sonra arayan, mesaj atan binlerce kardeşim oldu. Bu kısa sürede hepsine dönemediğim için kusura bakmasınlar. Hem onlara, hem de Silivri’de beni yalnız bırakmayan bütün kardeşlerime çok çok teşekkür ediyorum.
Yine bu süreçte beni hiçbir zaman yalnız bırakmayan Adana halkına da yürekten teşekkür ediyorum."