Milli Savunma Bakanlığı geçen hafta önce NATO'nun Türkiye'de Çok Uluslu Kolordu Karargâhı kurma sürecinde olduğunu açıkladı, ardından da Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu kapsamında İstanbul'da Deniz Unsur Komutanlığı kurulacağı bilgisi paylaşıldı.
Bu gelişme çok tartışıldı. Karşı çıkanlar olduğu gibi destekleyenler de çıktı.
Bu arada Millî Savunma Bakanlığı'ndan yapılan son dakika açıklamasında, NATO ve NATO dışı çok uluslu Deniz Karargâhları ile Adana’da kurulacak Çok Uluslu Kolordu Karargâhıyla ilgili "Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değildir. Bütün çalışmalar buna göre yapılmaktadır" denildi.
İŞTE FARKLI GÖRÜŞLER
Hürriyet gazetesi yazarı Hande Fırat, "Ankara inisiyatif aldı: NATO planları Karadeniz ve Montrö gerçeği" başlıklı köşe yazısında, “Türkiye’ye iki NATO karargâhı kuruluyor' deniyor. 'Karadeniz açılıyor mu?' sorusu soruluyor. Hatta daha ileri gidiliyor: 'Montrö delinmek mi isteniyor?' Şimdi bu tartışmayı netleştirelim. Çünkü tablo anlatıldığı gibi değil. Ama göründüğünden çok daha stratejik. Hayır. Ortada “yeni kurulmuş” bir NATO karargâhı yok. Ama bu, konunun önemsiz olduğu anlamına da gelmiyor. Çünkü mesele karargâh değil..." diye yazdı.
TEHDİT TANIMI VE YENİ MODEL
NATO’nun 2020 sonrası değişen savunma konsepti çerçevesinde Türkiye’de kurulması planlanan askeri yapılar ve Karadeniz’deki son duruma dair detayları paylaştı. Yazıda öne çıkan bilgiler şunlar:
NATO, Haziran 2022 stratejik konsepti ve Temmuz 2023 Vilnius Zirvesi ile savunma planlarını kökten değiştirdi. Yeni modelde tehdit sıralamasının başında Rusya ve terörizm yer alırken; hibrit savaş, siber saldırılar, uzay tehditleri ve enerji hatlarının güvenliği öncelikli hale geldi. Bu yeni model, kriz anında değil, krizden önce kuvvetlerin konumlandırılmasını öngörüyor.
TÜRKİYE’NİN ÜSTLENDİĞİ İKİ KRİTİK KARARGÂH
Türkiye, NATO’nun bölgesel planları kapsamında kurulması planlanan iki yapı için “Biz üstleniyoruz” diyerek inisiyatif aldı:
MNC-TÜR (Çokuluslu Kolordu Karargâhı): Kara gücünün komuta merkezidir. Kurulumu Türkiye tarafından başlatılan bu yapı, kriz durumunda NATO’nun kara kuvvetlerinin koordinasyonunu sağlayacak ve Türkiye’ye gelecek müttefik birliklerini komuta edecek. Şu an çekirdek kadro ile faaliyetlerini sürdürüyor.
CTF-BLACK (Karadeniz Birleşik Görev Kuvveti): Karadeniz’deki deniz operasyonlarını yönetecek askeri yapıdır. Bu merkezin komuta ve ev sahipliği 2028 yılına kadar Türkiye’de olacak. 2028 sonrasında ise komutanın Romanya veya Bulgaristan’a geçebileceği belirtiliyor.
MONTRÖ VE KARADENİZ DENGESİ
Yazıda, bu yapıların Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni delip delmeyeceği tartışmasına ilişkin güvenlik kaynaklarından alınan şu bilgiler aktarıldı:
Türkiye; Montrö’ye tam bağlılık, Karadeniz’de bölgesel sahiplik ve kıyıdaş olmayan güçlerin sınırlı varlığı ilkelerini koruyor. Yeni karargâhlar birer askeri yapıdan ziyade, Türkiye’nin NATO içindeki bölgesel liderliğini ve kontrolünü koruma hamlesi olarak nitelendiriliyor.
Fırat, Ankara’nın bu hamlelerle amacının; "NATO içinde kalarak örgütün planlarını Türkiye üzerinden yürütmek, Karadeniz’de kontrolü dışarıya bırakmamak ve bölgesel boşluk oluşmasını engellemek" olduğunu yazdı.
Milliyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Özay Şendir de aynı konuya değindi. "NATO'da olan biten, Türkiye’ye kurulanlar neler?" başlıklı yazısında Şendir, Adana’da planlanan kolordu kararının 2023’teki NATO Zirvesi’ne dayandığını bildirdi. Şendir, "Yeni bir kolordu kurulmuyor. Dolayısıyla binlerce asker değil karargahta çalışacak kısıtlı personel gelecek" dedi.
Şendir, Adana ve Boğazlar eksenli tartışmaların güncel sıcak çatışmalarla değil, NATO’nun geçmiş yıllarda aldığı stratejik kararlarla ilgili olduğunu vurguladı.
ADANA’DAKİ YAPILANMA: YENİ BİR ORDU DEĞİL, KOMUTA MERKEZİ
Yazıda, Adana’da kurulması planlanan yapının sanıldığı gibi binlerce yabancı askerin geleceği yeni bir kolordu olmadığı belirtildi. Yazıda öne çıkan bilgiler şunlar:
Temeli 2023'e dayanıyor: Bu karar, güncel İsrail-İran gerilimiyle değil, Temmuz 2023’teki NATO Vilnius Zirvesi’nde alınan kararlara dayanıyor.
Kısıtlı personel: Yeni bir askeri güç kurulmuyor; mevcut yapı bir karargâha dönüştürülüyor. Bu nedenle bölgeye sadece karargâh bünyesinde görev yapacak kısıtlı sayıda personel gelecek.
Komuta Türkiye’de: NATO tarihinde ilk kez Türkiye, ihtiyaç halinde kendi savunmasına desteğe gelecek kuvvetlere komuta etme imkânı bulacak. Tehdit değerlendirmeleri Ankara’nın süzgecinden geçerek Napoli’deki üst komutanlığa iletilecek.
KARADENİZ VE MONTRÖ HASSASİYETİ
Boğazlar ve Karadeniz üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin Şendir, "Montrö deliniyor" iddialarının teknik karşılığı olmadığını ifade etti:
Mayın temizleme faaliyeti: İstanbul Boğazı girişinde konuşulan "Çok Uluslu Deniz Unsur Komutanlığı", doğrudan NATO projesi değil, "Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu" çerçevesinde yürütülen bir çalışma. Temel görev ise Karadeniz’deki mayın ve SİDA temizliği ile sınırlı.
Kıyıdaş ülke şartı: Karadeniz’deki faaliyetler kıyıdaş ülkeler (Türkiye, Romanya, Bulgaristan) tarafından yürütülüyor. Dışarıdan gelen katkılar sadece eğitim ve teçhizatla sınırlı kalıyor.
Oybirliği barajı: Milli Savunma Bakanlığı’nın Bükreş’teki toplantılarda "oybirliği" şartını koruması sayesinde Montrö’nün delinmesi engellenmiş durumda.
ULUSAL GÜVENLİK VE BİLGİ KİRLİLİĞİ
Tartışmaların çıkış noktasının, karargâha atanan bir subayın sosyal medyada henüz resmiyet kazanmamış logoları paylaşması olduğu belirtildi. Yazıda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) süreçleri milli hassasiyetle yürüttüğü ve "bilgi saklama" gibi bir durumun söz konusu olmadığı vurgulandı.
Türkiye’nin SİHA teknolojisi ve askeri envanter bakımından Avrupa’nın birçok ülkesinden daha ileri bir noktada olduğu hatırlatılan yazıda; NATO’nun Türkiye’yi işgal edeceği veya TSK’yı kendi çıkarları için kullanacağı yönündeki iddiaların rasyonel olmadığı ifade edildi. Haberleştirilen metinde, ulusal güvenlik konularının iç siyaset malzemesi yapılmaması ve dezenformasyonla mücadelede konvansiyonel medyanın "gerçek bilgi" sorumluluğuna dikkat çekildi.
