Soner YALÇIN Yazdı 

TBMM'den, yeni çerçeve yasa geçti. 

Kamuoyunun kafasını en fazla karıştıran soru şu: PKK mensuplarına af mı geliyor?

Yasanın dili “genel af” demiyor. Kapsam tüm terör suçlarını değil, PKK/KCK ve bağlantılı yapıları hedefliyor. 

Ancak bazı maddeler var ki “af yok” demeyi zorlaştırıyor.

-Devam eden soruşturma ve davalar, suçun ağırlığına göre beş veya on yıl ertelenebilecek (3. madde).

-Kişi bu dönemde yeniden terör suçu işlemezse soruşturma kapanacak ya da dava düşecek (5. madde).

-Daha önemlisi, kesinleşmiş bazı cezaların infazı da ertelenecek. Belirlenen süre yeni bir terör suçu işlenmeden geçirilirse ceza “infaz edilmiş sayılacak” (6. madde).

Tartışma burada başlıyor.

Yasa açıkça “genel af” ilan etmiyor. Herkes koşulsuz biçimde serbest bırakılmıyor, bazı ağır suçlar kapsam dışında tutuluyor. Ancak belirli şartlar gerçekleştiğinde soruşturmalar kapanıyor, davalar düşüyor ve çekilmemiş bazı cezalar infaz edilmiş sayılıyor…

Kuşkusuz bu klasik genel af değil fakat 3, 5 ve 6. maddeleriyle sonuçları itibarıyla af niteliği taşıyan koşullu bir düzenleme…

Konunun hukuki tartışması bu… Ve gelelim siyasi rant meselesine:

MÜHÜR KİMİN ELİNDE 

On madde birlikte okunduğunda şu ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerek:

-Bu sürecin sadece ne yaptığına değil, kimin yönettiğine de bakmak gerekiyor.

Örgütün sona erdiğinin tespitinden sürecin uygulanmasına kadar kritik eşiklerin büyük bölümü yürütmenin/iktidarın kontrolünde…

-Milli Güvenlik Kurulu/MGK var.

-Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki kurul var.

-Bakanlar var.

-MİT var.

Ve ancak:

TBMM ise büyük ölçüde izleyen ve tavsiye verenkonumda. Yasa TBMM'den çıkıyor, siyasi meşruiyetini Meclis veriyor. Ama uygulamanın merkezi Meclis değil! 

TBMM süreci izleyecek, değerlendirecek, tavsiyelerde bulunacak ancak direksiyonyürütmenin/iktidarın elinde kalacak...

Bu ayrım küçümsenmemeli:

Türkiye gibi terör meselesinin kırk yılı aşkın süredir seçimleri, hükümetleri ve toplumsal psikolojiyi belirlediği bir ülkede, terörün sona ermesi sadece güvenlik başarısı değildir, çok büyük siyasi rantüretir…

Kimse seçim meydanında kanun maddelerini anlatmaz. Ama bir iktidar, “terörü biz bitirdik” diyebilir…

Yani, yasa burada hukuk metni olmaktan çıkıp siyasetin alanına giriyor: Terör biterse, bu tarihsel sonucun siyasi mührünü kim basacak?

-Muhalefet yasaya destek verebilir.

-Meclis geniş çoğunlukla düzenlemeyi çıkarabilir.

-Yargı tek tek dosyalarda karar verebilir.

Ama sürecin başladığını ilan eden, uygulamayı yöneten, güvenlik bürokrasisini koordine eden ve nihayetinde topluma sonucu anlatan yapı iktidarolacaktır...

İtibarıyla süreç başarılı olursa ortaya şu tablo çıkabilir:

Hukuki sorumluluk devletin, siyasi kazanç iktidarın! 

Bu on maddenin satır aralarında okunması gereken siyasi hüküm budur…

Geleyim son bölüme:

SINIR ÖTESİ MUAMMA 

Yasa “affın” hukuki sınırını ve barışın siyasi mührünü büyük ölçüde belirliyor. Ama en kritik sorulardan birini açık bırakıyor: PKK, Türkiye’de hukuken sona ererken, Suriye’den Irak’a, İran’dan Avrupa’ya uzanan örgütsel ağı da gerçekten sona erecek mi?

Yasa bu soruya açık yanıt vermiyor: Sınır ötesindeki yapıların nasıl tasfiye edileceğini, hangi statüye geçeceğini tarif etmiyor.

Üstelik bundan önce yanıtlanması gereken daha temel soru var: Yasa örgüt mensuplarına, “Silahı bırak, gel teslim ol, belirli şartları yerine getirirsen sana hukuk içinde yeni bir yaşam kapısı açıyorum” diyor. Peki gelecekler mi?

Kanun çıkarmak başka, dağdaki veya yurt dışındaki örgüt mensubunu, o kanuna güvenerek silah bırakmaya ikna etmek başka çünkü…

-Suriye’de YPG/SDG ne olacak?

-İran’da PJAK ne olacak?

-Irak’ta Kandil’den Sincar’a, Gara’dan Hakurk’a uzanan PKK yapılanmaları nasıl tasfiye edilecek?

-Avrupa’daki finansman, propaganda ve örgütlenme ağı dağıtılacak mı?

Asıl sınav burada başlayacak.

Sınırın ötesindeki yapılanmalar varlığını sürdürürse, PKK’nın gerçekten sona erdiğini söylemek mümkün olacak mı?

Örgütün Türkiye’deki silahlı faaliyetini hukuken sona erdirmek başka, bölgesel ve uluslararası ağınıtasfiye etmek başka mesele…

Çerçeve yasa, örgütün yurt dışı yapılarının nasıl tasfiye edileceği konusunda şimdilik suskun…

Sonuçta:

Eksikleri, belirsizlikleri ve siyasi hesabı görmek gerekir ama enseyi de karartmamak lazım: 

Yarım asırlık çatışmanın ardından silahın yerine hukukun konuşmaya başlaması bile küçümsenecekadım değildir.