Türkiye genelinde ve Adana özelinde analizler yapan ve önemli tespitlerde bulunan Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Türkiye’nin Sosyoekonomik Lig Tablosunu da oluşturduğu yazısında ortalama sosyoekonomik seviye skorlarına göre sıralandığında, Adana’nın 129 puanla 18.sırada olduğunu belirterek, şu tespiti yaptı: “Türkiye’nin büyük şehirlerinde bile ekonomik uçurumun derinleştiğini gözler önüne sererken, gelir ve eğitim alanlarında keskin bir kutuplaşmanın sürdüğünü de açıkça ortaya koyuyor. Türkiye’de aynı şehirlerde farklı dünyalar yaşanıyor. Veriler; eşitsizliğin sadece iller arasında değil, aynı ilin ilçeleri arasında da derinleştiğini kanıtlıyor, tek bir ülke içinde ‘iki ayrı Türkiye’ gerçeğini gözler önüne seriyor. Potansiyeli yüksek ilçeler refahını artırırken, dezavantajlı bölgeler hem gelişim hem de gelir açısından daha da geride kalıyor.”

ADANA’DA İKİ YÜZLÜ TABLO: ÇUKUROVA’NIN REFAHI, KUZEY İLÇELERİN YOKSULLUĞU 

Doç. Dr. Ergül Halisçelik, SES raporunun, büyüme ve refah söylemlerinin ardındaki çıplak gerçeği gözler önüne serdiğini belirterek, “Refah, birkaç merkezde küçük bir azınlığın elinde yoğunlaşırken, milyonlarca hane ay sonunu getirme mücadelesi veriyor. Adana’da Çukurova ile Feke’nin yarattığı keskin karşıtlık, uçurumun yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda sosyal adalet ve fırsat eşitliği meselesi olduğunu gösteriyor.” açıklamalarını yaptı.

Ekonomi uzmanı, Hazine Bakanlığı eski bürokratı, Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri, Adanalı akademisyen Doç. Dr. Ergül Halisçelik’in ‘refah ve yoksulluk’ başlığı altında, Türkiye’nin 2023 Sosyoekonomik Seviye (SES) raporunu ve SEGE (Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksi’ni analiz ettiği yazısı şöyle:

TÜRKİYE'NİN SOSYOEKONOMİK HARİTASI: REFAH DARALIYOR, YOKSULLUK YAYGINLAŞIYOR

Türkiye’nin 2023 Sosyoekonomik Seviye (SES) raporu, ülkenin sosyoekonomik yapısındaki çıplak gerçeği gözler önüne seriyor: refah dar bir azınlıkta yoğunlaşırken, geniş kitleler giderek kırılgan gelir gruplarına sıkışıyor. TÜİK verilerine dayanan bu çalışma, iller ve ilçeler ölçeğinde büyük uçurumları ortaya koyarak aynı şehir içinde bile iki ayrı dünyanın varlığını kanıtlıyor. Sanayi ve hizmet merkezlerinde görece yüksek refah seviyeleri görülürken, kırsal ve dezavantajlı bölgelerde yoksulluk kalıcı bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. SES haritası, sadece bugünün tabloyu yansıtmakla kalmayıp, eğitimden istihdama, bölgesel kalkınmadan sosyal adalete kadar atılması gereken acil adımlar için kritik bir yol haritası sunuyor. TÜİK’in yıllardır sunduğu “renkli” tabloların aksine, 2023 Sosyoekonomik Seviye (SES) raporu makyajsız bir tablo ortaya koyuyor: Türkiye’de zengin az, yoksul çok. 18 Ağustos 2025’te yayımlanan ve 26 milyondan fazla haneyi kapsayan bu çalışma, ülkenin refah haritasını il il, ilçe ilçe gözler önüne serdi. Hanelerin gelir düzeyi, ortalama eğitim süresi ve meslek bilgilerine dayalı olarak hazırlanan raporda 2022–2024 verileri kullanıldı; 2023 ise referans yıl olarak belirlendi. 81 il ve 973 ilçeyi kapsayan araştırmada, sosyoekonomik farklılıkları daha net göstermek amacıyla haneler 7 gruba ayrıldı: A+ (en üst), A (üst), B (üst altı), C1 (üst orta), C2 (alt orta), D (alt) ve E (en alt).

DARALAN REFAH ÇEMBERİ: AZINLIK İÇİN KONFOR, ÇOĞUNLUK İÇİN KIRILGANLIK

Siyasi söylemlerde sıkça dile getirilen “büyüyen ekonomi”, “refah artışı” gibi ifadelerin aksine, rapor Türkiye’nin büyük bir bölümünün ay sonunu getirmeye çalıştığını, bir kesimin ise bu tabloya oldukça uzaktan baktığını gösteriyor. Raporun sunduğu veriler, toplumun geniş kesimlerinin orta ve alt sosyoekonomik gruplara sıkıştığını; yüksek standartlarda yaşam sürenlerin ise parmakla sayılacak kadar az olduğunu gözler önüne seriyor. Yani lüks sitelerde, AVM kafelerinde ya da havalimanı salonlarında gördüğümüz Türkiye, aslında çok küçük bir azınlığın yaşadığı bir Türkiye. Geri kalan büyük çoğunluk için ise gerçekler bambaşka. Veriler, Türkiye genelinde en üst gelir grubunda yer alan hanelerin yalnızca % 1,1 olduğunu ortaya koyuyor. Üst gruptaki haneler ise % 11 düzeyinde. Diğer bir deyişle, toplumun yalnızca %12,1’i nispeten konforlu ve yüksek yaşam standartlarına sahipken, kalan büyük çoğunluk daha düşük gelir gruplarına dağılmış durumda. Diğer gelir gruplarına baktıldığında, % 16,4’ ü üst altı grupta, % 19,7’ si üst orta grupta, % 16,5’ i alt orta grupta, % 18,6’ sı alt grupta yer alıyor. En alt gelir grubundaki haneler ise %16,7 oranıyla dikkat çekiyor. Bu tablo, refahın Türkiye'de aslında oldukça dar bir kesimde yoğunlaştığını ve geniş toplum kesimlerinin ekonomik olarak kırılgan gruplarda toplandığını açıkça ortaya koyuyor.

METROPOLLERDE AZINLIK REFAHI, ANADOLU’DA YAYGIN YOKSULLUK

İllere bakıldığında, Ankara’daki hanehalklarının % 2,5’ inin en üst grupta, % 16,5’ inin üst grupta, % 20’ sinin üst altı grupta, % 17,5’ inin üst orta grupta, % 17,4’ ünün alt orta grupta, % 14’ ünün alt grupta, % 12,2’ sinin ise en alt grupta bulunduğu görülüyor.

İstanbul’da ise tablo benzer; % 2,4’ ü en üst grupta, % 16,4’ ü üst grupta, % 19’ u üst altı grupta, % 18,6’ sı üst orta grupta, % 17,2’ si alt orta grupta, % 13,8’ i alt grupta, % 12,6’ sı ise en alt gruptadır.

İzmir’de üst gelir grubundaki oranlar düşerken, yoksulluğun yaygınlığı artıyor: Yalnızca % 1,2’ si en üst grupta, % 12,4’ ü üst grupta, % 17,6’ sı üst altı grupta, % 18,8’ i üst orta grupta, % 17,8’ i alt orta grupta, % 17,1’ i alt grupta, % 15’ i en alt grupta yer almaktadır.

Bursa’ da bu oranlar % 0,8’ i en üst grupta, % 11,3’ ü üst grupta, % 17,5’ i üst altı grupta, % 20,3’ ü üst orta grupta, % 18,2’ si alt orta grupta, % 17’ si alt grupta, % 15’ i en alt grupta olarak yansımaktadır.

Adana’ da ise % 0,7’ si en üst grupta, % 9,5’ u üst grupta, % 15,3’ ü üst altı grupta, % 20,4’ ü üst orta grupta, % 16,4’ ü alt orta grupta, % 20,5’ i alt grupta, % 17,1’ i en alt grupta yer almaktadır.

Bu veriler, Türkiye’nin büyük şehirlerinde bile ekonomik uçurumun derinleştiğini gözler önüne sererken, gelir ve eğitim alanlarında keskin bir kutuplaşmanın sürdüğünü de açıkça ortaya koyuyor.

Refahın merkezî olarak toplandığı iller ise oldukça sınırlı. Türkiye genelinde üst gelir grubundaki hanelerin % 28,6’sı İstanbul’da, % 11,5’i Ankara’da, % 6,7’si İzmir’de yer alıyor. Diğer büyük şehirlerin payı çok daha düşük: Bursa % 3,9, Antalya % 3,3, Adana ise yalnızca % 2,1. Yani refah, üç büyük metropolde dahi sınırlı bir azınlık arasında paylaşılırken, Anadolu’nun geri kalanında ise daha çok yoksulluğun farklı tonları yaşanıyor. İlçelere inildiğinde ise tablo çok daha çarpıcı hale geliyor. Türkiye genelinde en yüksek gelir ve eğitim profiline sahip ilçe, % 4,1’lik oranla Ankara'nın Çankaya ilçesi. Onu İstanbul’dan Kadıköy (% 2,4) ve yine Ankara’dan Yenimahalle (% 1,9) takip ediyor. Bu ilçeler, hem yaşam standardı hem eğitim düzeyi hem de gelir ortalaması bakımından diğer bölgelerden belirgin şekilde ayrılıyor. Ancak tablonun diğer ucunda, yoksulluğun yoğunlaştığı ilçeler yer alıyor: Giresun’un Çamoluk, Sivas’ın Doğanşar, Çankırı’nın Bayramören ve Kayseri’nin Felahiye ilçeleri, en düşük sosyoekonomik seviyeye sahip bölgeler arasında öne çıkıyor. Bu ilçelerde temel hizmetlere erişimden eğitime kadar birçok alanda ciddi yapısal sorunlar yaşanıyor.

TÜRKİYE’NİN SOSYOEKONOMİK LİG TABLOSU

Ortalama sosyoekonomik seviye skorlarına göre sıralandığında, en yüksek puanları alan ilk 10 il sırasıyla Ankara (150), İstanbul (148), Kocaeli (146), İzmir (138), Bursa (137), Eskişehir (136), Tekirdağ (135), Antalya (135), Muğla (135), Sakarya (133) olurken, Adana 129 puanla 18.sırada, Mersin ise 127 puanla 26. Sırada yer alabilmiştir. Buna karşılık, en düşük puanları alan son 10 il ise sırasıyla son sırada yer alan Sinop (112), Yozgat (113), Şanlıurfa (113), Gümüşhane (115), Ağrı (115), Kastamonu (115), Çorum (115), Niğde (117), Çankırı (117) ve Aksaray (117) yer alıyor.

Ortalama sosyoekonomik seviye skorlarına göre sıralandığında, en yüksek puanları alan 10 ilçe arasında sırasıyla; Çankaya (178), Kadıköy (176), Beşiktaş (175), Etimesgut (168), Nilüfer (166), Bakırköy (164) ve Güzelbahçe (164), Maltepe (163), Üsküdar (163) ve Ataşehir (162) yer almaktadır. Buna karşılık, Çamoluk (Giresun) ve Derebucak (Konya) 81, Doğanşar (Sivas) 82, Felahiye (Kayseri) 83, Dikmen (Sinop) ve Pınarbaşı (Kastamonu) 84, Bayramören (Çankırı) ise 85 puanla listenin en altında yer alıyor. Bu farklar, sadece birer istatistik değil; aynı ülkenin farklı bölgelerinde yaşayan vatandaşların hayat kalitesinde uçurumlar olduğunu ortaya koyan gerçek göstergeler.

Bütün bu veriler ışığında, SES raporu Türkiye’deki sosyoekonomik yapının adeta röntgenini çekmiş durumda. Refahın belli merkezlerde toplanması, Anadolu’nun büyük kısmında ise gelir düşüklüğünün yaygınlaşması, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik yapısında ciddi bir bölgesel kırılmaya işaret ediyor. SES verileri, yalnızca bugünü anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda sosyal adalet, eğitim politikaları ve bölgesel kalkınma konusunda atılması gereken adımların da ne kadar acil olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.