AK Partinin 12 Haziran 2015 seçim stratejisi bu slogan ile özetlenmişti.

Milyonlarca insan dinledi; Milyonlarca insan inandı. Elbette AK Partinin konuşmaya ihtiyaç hissetmeden yaptığı çok şey vardı.

Sosyal alanda, yaşama müdahale konusunda, insanları tamamını yönlendirme ve eğitim sisteminin bozulması, eğitimden laikliğin kaldırılması, gericiliğin ve üretimsizliğin eğitiminin verilmesi; Matematik, fizik kimya gibi fen derslerinin kaldırılması, mantık, felsefe ve sosyoloji gibi sosyal yetenek oluşturacak derslerin kaldırılması…

Öğretmenlerin, kamu görevlilerinin, adında “bilim” olan üniversitede görevli profesörlerin imamlaştırılması hep milletin konuşmasına rağmen yaptıklarıdır.

MİLLET KONUŞTU AMA ONLAR YAPTI.

Türk Silahlı Kuvvetlerine, tarihe “Ergenekon” olarak not edilen kumpas kurulması, savaşlarda bile verilemeyecek kadar büyük tahribatların verilmesi,

Emniyet kuvvetlerinin imamlaşması ve parçalanması, ülkede her kişi ve grubun ayrışması için politikalar üretilmesi, dış politikadaki “muhteşem yalnızlık” saçmalaması ile iflas edilmesi, sonuçta Ortadoğu devletlerinin öncelikle ülkemiz aleyhine parçalanmasına neden olunması farkında olarak veya olmayarak Türkiye aleyhine olacak oluşumlar içinde yer alınması…

Millet gerçekten konuştu ama onlar yaptı.

Şimdi biz bunları hiç biri ile ilgili değiliz.

Sadece ağızlarını açtıklarında Cumhuriyet aleyhine yapılan konuşmalar için “Onlar Konuşur AK parti Yapar”sloganının ne kadar gerçekçi olduğunu sadece özelleştirmeler kapsamında mercek altına alacağız.

Kim yoktan var etti; kim sattı?

Kim nasıl oluşturdu kim nasıl eritti?

Kim yaptı kim konuştu ona bakacağız bu yazı dizimizde.

Konunun akışı itibarı ile, özelleştirme tanımı ve amaçları, dünyada özelleştirme uygulamaları, özelleştirme ile ilgili kurum ve kurumlar ile mevzuatları açıklamak  gerekse de bu bir kitap çalışması değildir.

Konuya doğrudan gireceğim ve konunun içerisinde gerekli görüldüğü yerlerde açıklama yapmaya çalışacağım. 

Buradaki bütün rakamlar “Başbakanlık özelleştirme İdaresi Başkanlığının” verileridir.

Bütün kaynaklar ilgili resmi kurumların raporlarından alınmıştır.

ÖZELLEŞTİRME DEYİNCE…

Özelleştirmenin yasal tanımı şu: Kamunun sahip olduğu ticari ve sınai teşebbüsler ile varlıkların mülkiyet, yönetim ve denetimlerinin tamamen veya kısmen özel kişi ve kuruluşlara devredilmesidir…” 

Tanım, ekonomi ve siyasetin tumturaklı kelimelerinden oluşmuştur. Kelimeler ne kadar erdem ile cilalansa da ülkemizde yapılan özelleştirmeler Kamu Mallarının Talanı olarak gerçekleşmiştir. MHP de bu tespiti yapmaktadır.

“Teslimiyetçi Hükümetin her alandaki tavizci tutumunun bir sonucunu da özelleştirmede yaşamaktayız. Ülkeye yabancı sermaye getirilmesi adı altında peşkeş ve talan ekonomisine hız kazandırılmıştır.” (1)

En kaba anlatınla özelleştirme: yurttaşın milli birikimlerinin, iktidar sahiplerince özel kuruluşlara satılması… Yasal olarak yüzlerce anlam çıkarabilirsiniz ama sonuç değişmez; milli değerlerin ve servetlerin kamunun elinden alınıp, “talan” edilmesidir.

Elbette bu talanın yasal yolla yapılması gerekmektedir.

Savaşta ganimet silah zoruyla, demokratik yöntemle milli birikimlerin talanı ise kanunlarla yapılır. .

Totaliter rejimlerde insan “devlet” içindir, kapitalist sistemde insan, “işletmeler kârı” ve teokratik rejimlerde ise insan “inanç” içindir.

Peki, insan ne için insandır; Kâr için mi, devlet için mi veya inanç için mi?

İnsan neye kurban edilerek, düzeni, adaleti ve mutlu bir toplumu inşa edebiliriz?

Bu sorunun cevabı çok önemlidir; ancak soru baştan sona yanlıştır.

İnsanın kurban edildiği hiçbir sistem, güvenlik, saadet ve adalet getiremez.

Tam tersine, İnanç, devlet ve işletmeler kârı insan için olmalıdır.

 

12 Eylül’ün Türkiye Cumhuriyetine yaptığı en büyük kötülüklerden biri, insanı ve insana ait varlıkları, devleti ele geçirmiş olan zihniyete kurban etmesidir.

Olağanüstü durumlarda, insanlar ve varlıklar vatan için feda edilebilir. Tarihte örnekleri çoktur. Ancak 12 Eylül’de devleti ele geçirenler, “ABD’nin çocukları” olduklarını saklamadılar.

Halkımız,  “Oh! Neyse ki bu dönemin şehidi olmadık da şahidi olduk” deme noktasında sevinirken, ABD’nin çocukları, cumhuriyetin birikimleri ile elde edilmiş varlıklarımızın talan edileceğinin yasal düzenlemesi hazırlamışlardı bile.

Onlar, Sağ sol kavgasına son vererek Cumhuriyeti ve Atatürk değerlerini koruma adına “Özelleştirme Krallığı” kurdular.

  1. MHP Özelleştirmede 8 Yıl (AKP Dönemi 2003 – 2010) Ekim. 2010 Araştırma, Strateji Geliştirme ve Değerlendirme )