Don Kişot veya (Don Kihote), İspanyol yazar Miguel de Cervantes tarafından yazılan klasik bir roman. İlk olarak 1605 ve 1615 yıllarında iki bölüm halinde yayımlanan eser, batının ilk modern romanı olarak değerlendirilir. 

*

60’dan fazla dile çevrilen eserde Türk okurlarının okuma imkanı bulamadığı bir pasaj var. Çünkü o bölüm Türkçe çevirilere hiç giremedi. 

*

Don Kişot yolda bir ordu ile karşılaştı. ‘Allah Allah’ diye bağırıyorlardı. Sonradan anladı ki; bunlar şeytanın ordusuydu.

Karşılaştığı şeytana sordu: 

“Ormanda savaş naraları atanlar senin adamların mıydı?”

-Elbette.. Benim adamlarımdı!”

“İyi ama Allah Allah diye bağırıyorlardı?”

-Ne sandın ya!.. Şeytan Şeytan diye mi bağıracaklardı?

*

Aslında bu anekdot “Her ideolojinin kendine özgü kullanışlı ve tam isabet kaydeden siyasi aparatları vardır.” anafikrini vurgulamak için paylaşıldı.

Siyasi düşünceler bağlamında sağ ya da sol ayrımı yapmaksızın bu amaca yönelik sayısız motto sıralanabilir.

*

‘Tanrı’ faktörü tarihin her döneminde toplumlar üzerinde güç hakimiyeti, korku, baskı ve paraya ulaşma kılıfı olarak kullanılmadı mı?

Dünya tarihi bunları yazdı, yazmaya da devam ediyor. 

*

Peki karşı mahallede sizce durum ne kadar farklı olabilir?

Aş ekmek, özgürlük, Cumhuriyet, demokrasi, yargı bağımsızlığı (en çirkini de Atatürk’ün sahiplenilmesi) gibi söylemler muhalefet olma adı altında dillendirilirken…

Aradan sıyrılıp kamunun imkanlarına kendi menfaatine yontanlarla karşılaşma ihtimalimiz hiç mi yok!

Amaca ulaşmak için her yol mübah. 

*

Muhalefet şaklabanlığı da diyebiliriz. Sosyal demokrat ideolojinin kutsiyeti yerel yönetimlerde farklı amaçlar için kullanılabiliyor. 

*

Gelin bunu her tarafından irin akıtan Adana Büyükşehir Belediyesi nezdinde test etmeye çalışalım. 

*

1 Mayıs’ta Başkan Zeydan Karalar’ı pankart taşırken izledim; şöyle yazıyordu:

Emek en yüce değerdir!

*

O zaman neden çalışanları daha az ücret verebilmek için kılı kırk yardın! 

Neden ikramiyeleri, tediyeleri hala ödemiyorsun! Aradan aylar yıllar geçti, bak emekçiler hala bekliyor.

Hesap adamıymış.

Haklı, hesaplar başka. 

*

AKP iktidarını eleştiren bir partinin mensubu olarak, kendine ‘dürüst bir belediye başkanıyım’ deme cesaretini buluyorsun. Oğlun Mert’in adı neden savcılık ve polis fezlekelerinde geçiyor!

Neden tek kelime edemedin. 

*

İhalelerde, emanet usulü işlerde neden hep aynı isimlerle karşımıza çıkıyorsun! 

Neden? 

*

İBB operasyonunun Topal İhsan’ı, Karma’nın Umut Şenol’u (ikisi de cezaevinde), gözde müteahhitlerin ve Eral Okullarına yaptığın etnik kıyaklar.

Bu kadar ‘arızalı müteahhidi’ Adana’ya getirmeyi nasıl başarabiliyorsun! 

Hepsi de tesadüf olabilir mi! 

Ve, bunca şaibe neden? 

*

Seyhan Belediye Başkanlığı’na aday gösterildiğinde seçim masrafların için sana borç (!) para verenler arasında ihya olmayan yok.

2014’teki mal varlığınla şimdiki mal varlığını kıyaslamaya var mısın? 

Nasıl gerçekleşti bu mucize (!). 

*

Rahmetli Samet’in katli üzerinden prim yapmaya çalışma. Algı aparatı olarak kullanmaya kalkışma.

Katili daha önce nerede çalışıyordu, neden belediyeye aldın, elinden hiç çıkarmadığı eldivenin sırrı ne!

Yazdık, gıkın çıkmadı.

Timsah gözyaşları.

*

Don Kişot’un şeytanından bir farkın olup olmadığın tartışılır. Ama şuna inan; Cervantes tanımış olsaydı, kitabına mutlaka seni de eklerdi.

Zira fakir fukara sadece Allah’la kandırılmıyor ki.

Çocukların sevecen Zeydan amcası.

Anca, habire kıyma saplarsın.

*

Biliyoruz.

AKP’deki bağlantıların seni bugüne kadar koruma altında tuttu. ‘Adadan gönderilmemen’ için ellerinden geleni yaptılar. Dostluk adına mı, bedeli mukabilinde mi bilemem.

*

Bu yüzden ‘AKP’de, CHP’de olduğundan daha güçlüyüm’ dediğini duyar gibiyim.

Sağ elin AKP’de sol elin CHP’de. Nereye kadar!

Ziyapaşa Beymen’deki karanlık odanın dili olsa da konuşsa. 

 *

Belediyenin imkanlarını ailenle, yazlık komşularınla birlikte birlikte tarumar edip etmediğine süreç karar verecek.

*

Varsa, yukarıdaki sorulara yanıtların; Adana ile paylaşırım.

Eski dostum. 

Ali PEKMEZCİ Yazdı