CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin davanın 30 Haziran'da görülecek duruşması öncesi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile CHP Parti Meclisi üyesi Engin Özkoç'un, Kılıçdaroğlu'nu ziyaret etti.
Bu ziyarette Kılıçdaroğlu'na açıklama yapması yönünde ricada bulunup olumsuz yanıt alan üç isim daha sonra görüşme hakkında bilgilendirme yapmak için CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in yanına gitti.
Sonrasında ise Vahap Seçer ve Engin Özkoç İstanbul'a gelerek Silivri Cezaevi'nde bulunan İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nu ziyaret etti.
Gazeteci Saygı Öztürk bu üç görüşmenin detaylarını yazdı.
Öztürk, Ziyaret öncesi İmamoğlu'nun Özkoç, Yavaş, Seçer'in yanı sıra Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'a mektup yazdığını 'Kılıçdaroğlu ile Özel'i bir araya getirmelerini rica ettiğini aktardı.
Üç isim bu mektup üzerine Kılıçdaroğlu ile görüşürken Karalar ise yurt dışında toplantısı olduğunu söyleyerek katılmadı.
Bazı kaynaklar ise Zeydan Karalar'ın "Orada olmak isterdim" dediğini, ancak yurt dışında oluşunu bahane ederek siyasi riske girmek istemediğini ileri sürdü.
KEMAL KILIÇDAROĞLU: REDDEDEMEM
Ziyarette Kılıçdaroğlu'nun söyledikleri:
“Mutlak butlan kararı hukuki olarak çıkarsa, bunu reddedemem. Çünkü eğer ben reddedersem partiyi kayyuma teslim etmiş bir genel başkan olurum. Onun için bunu ben kabul edemem. O yüzden, benim şu anda sayın genel başkan Özgür Özel’le görüşeceğim herhangi bir şey yok. Biz bunu mahkeme kararından sonra oturur konuşuruz.”
Ancak, orada bulunan üç isim de, “Mahkeme kararı çıktıktan sonra zaten bir anlamı kalmıyor, geç kalmış oluyoruz. Bu konuda bizim sizin genel başkanla oturup konuşmanızın çok büyük önemi var” dediler. Bunun üzerine Kılıçdaroğlu, “Yani şu anda oturup konuşuruz ama şu anda konuşulacak bir şey görmediğini” söyledi. Bunun üzerine Vahap Seçer söz aldı ve şu açıklamada bulundu:
“Sayın Genel Başkan, başımızın üstünde yeriniz var. Siz bizim genel başkanımızsınız. Ama bu ‘mutlak butlan’ kararını siz kabul ederseniz, toplumun büyük bir kesiminin, örgütün tepkisiyle karşı karşıya kalırsınız ve yıpranırsınız. Bizim amacımız partimizi ayakta tutmak. Siz de, Özgür Bey de iki genel başkanımızsınız. Bir araya bu akşam gelin, bizi istiyorsanız beraber olalım. Siz bu dayatılan mutlak butlan kararında değil, sizin açtığınız bir yolda yürüyelim.”
"BENİ YALNIZ BIRAKMAYI DÜŞÜNEN BİR ZİHNİYET OLABİLİR Mİ?"
Hava oldukça dramatikti. İmamoğlu, yakın dostu Mersin Belediye Başkanı Vahap Seçer’in ellerini tuttu ve şunları söyledi:
“Vahap, senin de çocukların var, benim de çocuklarım var. Benim de bir ailem var, senin de bir ailen var. Evet, belediye başkanıyız ama bunlar ailemi yok etmeye çalışıyorlar. Etrafımı yok etmeye çalışıyorlar. Benim hayatımı yok etmeye çalışıyorlar. Yıllardan beri kurduğum, siyasete girmeden önce de bir hayatım vardı. Kimseye de muhtaç değildim. Param da vardı, pulum da vardı; işim de vardı. Ama ben siyasette dik durmanın, siyasette mücadele etmenin bedelini burada ödüyorum. Beni burada yalnız bırakmayı düşünen bir zihniyet olabilir mi?”
Bu sözlerden sonra görüş odasında bir sessizlik oldu. Ekrem Bey de, Vahap Bey de, Engin Özkoç da çok duygulanmıştı. Vahap Bey’in ellerini bırakmadan duygularını ifade ederken, gözleri doldu. “Beni beton duvarlar arasına gömmek istiyor” sözleri çok etkileyiciydi. Bu, korkunç sözlerdi..."
