Basın Konseyi tarafından ‘Etik Gazetecilik Projesi’ kapsamında düzenlenen “İfade Özgürlüğü ve Gazetecilere Yönelik Ayrımcılıkla Mücadele Eğitimi” Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Kültür ve Sosyal Tesisleri’nde düzenlendi.

2 gün devam eden seminerde gazetecilere yönelik ihlaller ve ayrımcılık türleri ele alınarak, örnek vakalar üzerinden çözüm yolları tartışıldı. Hukuki savunuculuk, raporlama mekanizmaları ve destek ağları hakkında katılımcılarla bilgilendirildi. Seminerde ayrıca STK’lar, gazeteciler ve diğer paydaşlar arasında işbirliği yöntemleri tartışıldı. Özellikle katılımcıların kendi basın çalışmaları sırasında karşılaştıkları spesifik olaylar da ele alındı. Basın emekçilerinin tüm imkansızlıklara rağmen haber peşinde koşarken karşılaştıkları çeşitli engeller hakkında birebir gözlemleri ve yaşanmışlıklarından yola çıkarak karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.

Seminerin açış konuşmasını ÇGC Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Esendemir yaptı. Türkiye’nin zor şartlardan geçtiği bu dönemde; Basın Konseyi’nin “İfade Özgürlüğü ve Gazetecilere Yönelik Ayrımcılıkla Mücadele Eğitimi” seminerini önemsediğini belirterek, katılımcılara başarılar diledi.

Ardından İzmir Gazeteciler Cemiyeti önceki dönem Başkanı Misket Dikmen söz aldı. Dikmen; gazetecilerin uyması gereken etik kurallar hakkında kısa bir bilgilendirme yaptı. Dikmen’in ardından gazeteci Murat Ağırel söz aldı.

AĞIREL, “TEK GAYEMİZ KAMUNUN HABER ALMA HAKKI”

Murat Ağırel kısa bir özgeçmiş açıkladıktan sonra, “2007 yılından bu yana hem sahadayım hem de gazetecilik yapmaya çalışıyorum. Yapmaya çalışıyorum diyorum ama ne yazık ki ülkemizde öyle bir duruma geldi ki gazetecilerin gözaltına alındığı, haksız-hukuksuz şekilde yargılamalara tabi kaldığı bir dönemden geçiyoruz. Bugünkü toplantının ana tema konusu Etik Gazetecilikse; bunu çok farklı şekilde konuşmamız gerekiyor. Yeni gelecek nesillere de çok iyi şekilde anlatmamız gerekiyor. Nihayetinde Cumhuriyet Gazetesi’nde çalışıyorum. Bir çok meslektaşım da bilir; Cumhuriyet Gazetesi bir okuldur. Cumhuriyet’in hafızasını taşıyan, Cumhuriyetin reflekslerine sahip bir gazetedir. Dönem dönem farklı evrelerden geçmiştir. İçerisinde bir takım mücadeleler de olmuştur ama Cumhuriyet Gazetesi bir çınardır. Dolayısıyla gazetecilerin tıkandığı noktalarda etik konusu çok ciddi şekilde ele alınıp konuşulması gereklidir.

Bizler haber yaparken bir çok zorluklarla karşılaşıyoruz. Çok yakın zamanda hakkımızda bir çok davalar açıldı, açılacak da. 100’den fazla tarafı olduğum, tanığı ve sanığı olduğum 180 tane dava var hakkımda… Kaç tane soruşturma açıldığını da bilmiyorum. Tek gayemiz kamunun haber alma hakkıdır. Çünkü yaptığımız işten eminimiz. Tek gayemiz kamunun haber alma hakkıdır. Bunu yaparken de; etik kuralların dışına çıkmadan, riayet ederek yapmaya çalışıyoruz. Ama günümüzde ne yazık ki; buna uyulmadığını, meslektaşlarımızın, ki; bir çoğuna da meslektaşımız demeye utandığım insanların, bu mesleğin adını kirleterek, kendisine gazeteci sıfatını takarak, televizyonlarda veya basında yer aldığı dönemdeyken, tekrar altını çiziyorum, etik kuralların hiçe sayıldığı bir dönem yaşıyoruz.

Gözaltına alınan insanın veyahut da yargılanan insanın masumiyet karinesinin yok edildiği, gazetecinin aslında bir partinin ideoloğu gibi davrandığı, siyasi ideolojilerin angajmanı içerisinde taraflı ve yanlı davrandığı bir dönem yaşıyoruz. Böylesi bir dönemin içerisinde topluma en net bilgiyi verme görevimiz var. Bunu yaparken de çeşitli zorluklarla karşılaşıyoruz” dedi.

Gazeteci olarak görevimiz; belgelere ulaşmak, doğrulatmak, karşı tarafa söz hakkı vermek, cevap hakkının kutsallığına tabi kalarak o kişilerin de cevap hakkını kullandırarak, toplumu en doğru bilgi ile bilgilendirmek. Etik kurallar içerisinde kalarak yaptık bunları” dedi.