Ali PEKMEZCİ

Musa’nın asası Ankara marifetiyle el değiştirdiğinden beri Adana Adliyesi irinlerini akıtmaya başladı.

Ardı ardına patlayan skandal haberler ve dosyalar hep geçmiş dönem kökenli. 

Birbiri ile Özdeşleşmiş isimler Adana Adliyesi’ni adeta babalarının çiftliğine çevirmişler. Rüşvet desen gırla, organize suç çetesi desek inanın abartmış olmayız.

Parayı basan hakimi, savcıyı satın almış.. 

Öyle ki, adliyenin girişine bir para sayma makinesi konulmadığı kalmış!

Uyuşturucu baronu savcı ,

Paraya tapan iş bitirici seksi kadın hakim,

Emanetten uyuşturucu çıkarıp alemler düzenleme, 

Karşısında objektifa.com’u bulan menfaat karşılığı tedbir kaldırma girişimleri,

Kapatılan dosyalar, verilen usulsüz beraatler,

Ve en önemlisi Adana ile Özdeşleşmiş FETÖ borsası..

Daha niceleri.. 

Tamamı bu kirli dönemin eseri!

Eskiden Adana Adliyesinde çıkan olaylar üçüncü sayfalarda manşet olurdu..

Şimdi adliyenin bizatihi kendisi hem de birinci sayfalarda manşetlerde.

Belirtmekte fayda var; süreçte görev yapan Cumhuriyet Başsavcıları bu kirliliğin dışında tutulmalı. Çünkü asayı tutan başkasıydı. 

Netice itibarıyla,

Bırakın vatandaşı, personelinin bile güvenmeyip kirliliğini aile sohbetlerinde anlattığı bir adliye ile karşı karşıyayız. 

İrinler daha çabuk akıtılmalı, yargıyı parayla satanlar cezasını bulmalı. Adalet dağıtan bu kurumu tez elden temiz ve güvenilir bir kimliğe büründürmek gerekiyor. 

Sanırım sürecin sonuna yaklaştık.