Murat AĞIREL Yazdı 

Türkiye’de Biyogüvenlik Kanunu kapsamında GDO’lu mısırların yalnızca yem amaçlı üretimine izin veriliyor.  

Tabii teorikte böyle ya gerçekte? 

GDO yani genetiği değiştirilmiş organizmalar. Tabii bu organizmalar doğal yollarla değil laboratuvar ortamında değiştiriliyor. Dünyada genetiği değiştirilen ürün denince akla gelen ilk ürün de mısır. 

Yumurta Üretici Merkez Birliği’nin 2011 yılında hayvan yeminde kullanılmak üzere beş mısır çeşidine yaptığı müracaat kabul edildi. Sonrasında bu sayı katlanarak arttı. Gerçekten bu ürünler yem için mi kullanılıyor kullanılmıyor mu vatandaşlar bilmez/bilemez.

Çünkü bu ancak laboratuvar ortamında anlaşılabiliyor. 

Mısır denildiğinde de öyle sahil kenarlarında veya semt meydanlarında koçanı ile satılan haşlanmış veya kızartılmış mısır aklınıza gelmesin hemen. Mısırdan elde edilen o kadar çok ürün var ki. Mesela birçok şekerli içeceğin içerisinde bulunan fruktoz/glikoz, hazır çorbalar, soslar, pastane ürünleri gibi. 

Yani ithal edilen bu ürünler elbet denetimden geçiyordur diye düşünüyorsunuz. Ben gümrüklerde çalıştım. İhracat kaydı ile ithal edilen yağların, şekerlerin nerelerde nasıl kullanıldığını, iç piyasaya nasıl satıldığını bizatihi gördüm. 

Dolayısıyla yem adı ile ithal edilen GDO’lu ürünlerin çok kolay iç piyasaya sürüleceğini de biliyorum. 

Anlayacağınız, şehirde yaşıyorsanız GDO’dan kaçmak gibi bir seçeneğiniz yok. Eğer tabi Koç ya da Sabancı gibi bir paranız yoksa. Öyle bir durumda istediğiniz doğal ürünü istediğiniz yerden getirtebilirsiniz.  

Çünkü önümüzde büyük bir skandal var. 

Anlatayım... 

Ukrayna ve Rusya’dan gemilerle Tekirdağ Limanı’na mısır getirildi. İthalat işlemleri başladı. Mısır gibi ürünlerin ithalatında tarım il müdürlüğü laboratuvarlarında analiz edilip GDO var mı, insan sağlığına zararlı mı diye kontrol ediliyor. Kontrol sonucunda gelen ürünlerin sağlığa uygun olduğu ve GDO’suz olduğuna dair rapor düzenleniyor. 

Ürünler Tekirdağ Limanı’ndan ithal ediliyor. 

Tarım il müdürlüğünden biri ihbarda bulunuyor ve laboratuvarda GDO’suz raporu verilen mısırların aslında GDO’lu olduğu bildiriliyor. Bakanlık hemen konu ile ilgili soruşturma başlatıyor ve müfettiş tayin ediyor. 

Personel sorguya alınıyor. Personel ifadesinde “Şifrelerimiz çalındı” diyor. 

Soruşturma ilerledikçe ayrıntılar da ortaya çıkıyor.

Rusya ve Ukrayna’dan beş firma tarafından ithal edilen GDO’lu yedi gemi mısır ve üç gemi kanonun il tarım ve orman müdürlüğünde sahte analiz raporları hazırlanarak, bakanlığın sistemine yüklenip gemilerin yüklerini boşaltıldığı belirtiliyor. 

Bakanlık olayı doğruladı. Valilik cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. 

Bakın değerli dostlar, edindiğim bilgiye göre bu ilk defa gerçekleşen bir işlem değil. Antep firması dahi Tekirdağ Limanı’ndan bu işlemleri yaptırmış. Sadece 4 ayda bu limandan ithal edilen ürün 81 ton.

Adı geçen firmaların bir tezgâh kurguladığı ve bu işlemin tek sefer olan münferit bir olay olmadığını düşünüyorum. Aynı zamanda bu tür işlerin siyasi ve güdümündeki bürokrasiden destek alacağı gerçeğini de hatırlatmak isterim. 

Firmaları biliyorum ve soruşturmayı takip ediyorum. Halkı kimler nasıl zehirledi, bu düzeni kimler nasıl kurdu tek tek yazacağım. 

Fakat bir gerçek var. Tonlarca GDO’lu ürün bir şekilde mutfağımıza, soframıza girdi. Böylesine enflasyonist bir ortamda sağlıklı ürün yemeye çalışmanın dışarıdan nasıl göründüğünün farkındayım.  

Zaten sırf bu yüzden Hindistanlaştık, Pakistanlaştık. Ne yediğimizi bilmiyoruz. Uzun bir süre de öğrenemeyeceğiz. Bu kadar GDO’lu ve endüstriyel şekerlerle beslenmek uzun vadede bizi mahvedecek. Doktor değilim ama hayat tecrübeme dayanarak tavsiyem daha az şeker, daha az yağlı yemekler, daha çok egzersiz, daha çok hareket, daha çok su içmek.  

Yoksa daha çok kanser, obezite ve diyabet ile başımız belaya girecek.

Hayvan yemi dahi olmayacak ürünlere Tarım İl Müdürlüğü ‘’Uygundur’’ raporu verdi. Tonlarca GDO’lu ürün mutfağımıza, soframıza girdi.

Halkı zehirleyen firmalar kime,kimlere ait , firmaların arkasındaki siyasetçiler kimler ? 

DİPNOT: Nişasta bazlı şekerler normal şekerden 10 kat daha fazla zararlıdır. Kalp krizi, felç, kanser, Alzheimer, şeker hastalığı gibi hastalıkları 10 kat daha hızlı bir şekilde başlatır. Eğer bu toplumu yok etmek istiyorlarsa o zaman ithal edebilirler.