Ali PEKMEZCİ
Aziz İhsan Aktaş soruşturması kapsamında gözaltına alınarak tutuklanan Adana eski BŞB Başkanı Zeydan Karalar soruşturmasının Adana'da olması gerektiği yönündeki sosyal medya propaganda çalışmalarına devam ediliyor.
Söyleyeceklerim var.
Gerek Vatan Emniyet'te gerek savcılıkta kendisine yöneltilen soruları yanıtladıktan sonra bu konuda ısrarcı bir tavır sergiledi. Avukatları da bunun böyle olması gerektiğinin altını kalın çizgilerle vurguladı.
Nitekim Çağlayan'daki ifadelerde de, "Tutuklama talebi her yönüyle sakat. Sağlığım tehlikeli ve durumum iyi değil. Doktorum dikkat etmem gerektiğini söyledi. Aslında soruşturma Adana'da olmalıydı." gibi iddia ve beklentiler yer aldı
Bunun yanı sıra dün avukatlarının söz konusu gerekçeyi öne sürerek yaptığı tahliye talebi başvurusu reddedildi.
Bu satırları kaleme alırken "Zeydan Karalar ne suçludur ne de suçsuzdur" gibi evrensel hukuk ilkesiyle hareket ediyorum. Zaman gösterecek.
Ancak soruşturmanın ısrarla Adana'ya çekilmek istenmesi tutuklu Zeydan Karalar'a ne gibi fayda sağlayabilir ki? Çağlayan'ı yok saymanın tutuklu başkana faydası mı yoksa zararı mı olacaktı? Kendinizi Çağlayan'dakilerin yerine koysanıza.
Bunun hesabının 'daha gözaltı anından itibaren çok iyi yapılması' gerekirdi diye düşünüyorum.
Kamuoyunda acziyet olarak kabul gördü!
En başından talebin reddedileceğini tahmin ederek farklı bir savunma yol haritası çizilmesi, Zeydan Karalar'ın avukatlarının mesleki becerilerini de sergileyecekti. Olmadı.
Şu andan itibaren silbaştan yeni bir savunma mekanizması geliştirmeleri şart. Bu talep üzerine inşa edilen savunma çabaları faydadan çok zarar verecektir.
Hukuki zemin çerçevesinden ayrılmamaları şart.
Ne diyeyim ki, başka!
