Paleosismolog ve deprem jeologu Dr. Ramazan Demirtaş, dün meydana gelen depremlerden sonra dikkatleri yeniden Adana’ya çekerek binlerce ailenin geceyi sokakta geçirmesine neden olan deprem uzmanlarını çok sert eleştirdi.
Prof. Dr. Naci Görür, depremlerin ardından “Yağmurlu/Göksun-K. Maraşta 5,1 ve 4,1 depremler oldu. Bu depremler 6 Şubat Gaziantep ve K. Maraş depremlerinden sonra Sürgü fayının Göksun civarındaki en batı ucunda meydana geldi. Stres transferi nedeniyle muhtemelen Göksun’dan Adana havzasına inen faylar üzerinde hareketlenmeler beklenebilir. Geçmiş olsun.” demişti.
DR. RAMAZAN DEMİRTAŞ İSİM VERMEDİ, AMA…
Dr. Ramazan Demirtaş isim vermedi ama Naci Görür’ü eleştirdiği çok açıktı. Uzman paleosismolog şu açıklamayı yaparak Adanalılar’ı bir nebze olsun rahatlattı:
“Adana çevresindeki fayların stres alanındaki değişimler ve farklı kayma hızları ve birkaç bin yıl #deprem tekrarlanma aralıkları olan bölge faylarının büyük deprem üretmesine yol açacak stres gerilimi hiç ilgisi bulunduğunu düşünmüyoruz.
Her deprem sonrası bilgi havuzuna akıtılan kirli bilgileri önlemek amacıyla, bilgi birikimimiz ve deneyimiz ışığında, doğru bilgileri halkımıza açıklamaya devam edeceğiz. Bizim görüşlerimizi geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan sağduyulu basınımıza da ayrıca çok teşekkür ediyoruz.”

“ADANA’YA BIRAKSANIZ O FAYI BULAMAZLAR”
“Bunların ünvanlarına bakıp her dediklerine inanmayın. Fay kırılacak deprem olacak dedikleri Adana’nın kuzeyine bıraksanız o fayı bulamazlar bile. Ama ben aylarca çalıştım. 4-5 kilometre uzunluğundaki fayların üreteceği deprem ancak bu kadardır. Abartılara kulak asmayın paniğe kapılmayın. Türkiye'de bu ölçekte her gün zaten binlerce deprem oluyor.
6 Şubat sonrası bunlar sizi haftalarca sokakta yatırdılar. İstanbul dediler Doğu Anadolu dediler, rotayı Adana’ya çevirdiler. Türkiye’nin her tarafında deprem korkusu yarattılar. Bir deprem ülkesi olduğumuz elbette kesin. Ama olabilecek depremin büyüklüğünün de önceden kestirilmesi zor, ayrıca tekrarlanma aralığının da bilimsel temellere dayalı olması gerekir. Ucu açık söylemlerle korku ve panikten başka hiçbir sonuç elde edilemez.”
