Gelir İdaresi Başkanlığı 2025 yılı vergi rekortmenlerini açıkladı. Her yıl olduğu gibi, gelir ve kurumlar vergisi yönünden en fazla vergi tahakkuk eden ilk 100 mükellef iki ayrı liste halinde kamuoyuyla paylaşıldı. Mevzuata göre bu listeler bize kimin ne kadar vergi beyan ettiğini gösteriyor. Fakat listelerde bunu büyük oranda göremiyoruz. Daha farklı şeyler görüyoruz.

Kimin ne kadar vergi ödediğinden çok, kazancın hangi alanlarda yoğunlaştığını ve hangi gelir türlerinin öne çıktığını görüyoruz.

Son yıllardaki vergi rekortmenleri listeleri, Türkiye’de kazancın yapısında giderek belirginleşen bir dönüşüme işaret ediyor. 2025 yılı listesinde de aynı durumla karşılaşıyoruz: Gelir vergisi rekortmenleri arasında bireysel ticari, zirai ve mesleki faaliyetler neredeyse görünmez hale gelirken sermaye gelirleri öne çıkıyor.

Kurumlar vergisinde bankalar, sigorta, yatırım ve finansman şirketlerinin ağırlığı devam ediyor. Reel sektör ise finans sektörü kadar güçlü bir görünüm sergilemiyor. Bu haliyle vergi rekortmenleri listesi, aslında Türkiye'nin kazanç haritasına dönüşüyor.

BİREYSEL GÜVENLİK Mİ KAMU YARARI MI?

Önce gelir vergisi rekortmenlerinden başlayalım. 2025 yılında Türkiye genelinde ilk 100'e giren gelir vergisi mükelleflerinin 78'i bilgilerinin açıklanmasını istemedi. Yalnızca 22 mükellefin kim olduğunu biliyoruz.

Aslında artık şaşırtıcı olmayan bir sonuçla karşı karşıyayız. 2022'de 67, 2023'te 73, 2024'te 79 mükellef ismini gizlemişti. 2025'te sayı 78 oldu. Demek ki geçici bir eğilimden değil, yerleşmiş bir davranıştan söz ediyoruz.

Bir zamanlar vergi rekortmeni olmak kamuoyuna ilan edilen bir övünç vesilesiydi. Şirketler ve kişiler bunu itibarlarının bir parçası olarak görürlerdi. Bugün ise Türkiye'nin en fazla gelir vergisi ödeyen 100 kişisinden yaklaşık dörtte üçü kim olduğunun bilinmesini istemiyor.

Burada artık başka bir soruyu sormak gerekiyor: Mükelleflerinin yüzde 78'inin kim olduğunun bilinmediği bir “vergi rekortmenleri listesi”, kamusal işlevini ne ölçüde yerine getiriyor? Vergi mahremiyeti kuşkusuz korunması gereken bireysel bir güvenlik sistemidir. Fakat vergi rekortmenlerinin açıklanmasının arkasında ise kamusal amaç vardır. Vergi rekortmeni listesinde ismini gizleyenlerin ağırlığı bu çelişkiyi görünür hale getiriyor.

İSİMLERİNİ AÇIKLAYANLAR PEK DEĞİŞMİYOR

İşin başka bir ilginç tarafı var. İsimlerini açıklayanlara baktığımızda hemen hemen aynı aileleri ve aynı kişileri görüyoruz. Bunların önemli bölümü geçmiş yıllarda da rekortmenler listesinde bulunan ve isimlerinin açıklanmasına izin veren mükellefler. Dolayısıyla ortaya garip bir durum çıkıyor. Vergi rekortmenleri listesi her yıl yenileniyor ama kamuoyunun görebildiği bölümü büyük ölçüde aynı kişilerden oluşuyor. Asıl değişimin nerede olduğunu bilinmiyor. Çünkü listenin yüzde 78'i kapalı.

GELİR VERGİSİNİN REKORTMENİ ARTIK SERMAYE

Son yıllardaki rekortmenler listesinin bence en önemli tarafı ise isimlerden çok kazancın türü.
2025’de ismini açıklayan 22 mükellefin 20'sinin listede yer alan faaliyet türü doğrudan veya dolaylı biçimde sermaye gelirleriyle bağlantılıdır. Büyük çoğunluk “kendi adına menkul sermaye iradı faaliyetleri” nedeniyle listede bulunmaktadır.

Bunun anlamı şudur: Türkiye'nin gelir vergisi rekortmenleri listesi giderek yüksek bireysel kazançlar listesinden yüksek sermaye gelirleri listesine dönüşmektedir.

Eskiden yüksek gelir denildiğinde tüccar, sanayici veya serbest meslek erbabı gerçek kişiyi düşünürdük. Günümüzde büyük ekonomik faaliyetlerin hemen tamamı şirketler üzerinden yürütülüyor.

Önce kazanç şirket bünyesinde oluşuyor ve kurumlar vergisine tabi tutuluyor. Dağıtılması halinde ise şirket ortağının kâr payı geliri haline geliyor.

Böylece kişinin yaptığı işten ziyade sahip olduğu sermaye gelir vergisi rekortmenleri listesinde görünür hale geliyor. Bu nedenle 2025 listesi bize sermayenin örgütlenme biçimini de anlatıyor.

AVUKATLAR NEDEN LİSTEDE?

Bu tablonun iki istisnası dikkat çekiyor. İsimlerini açıklayanlar arasında iki kişinin faaliyet türü “hukuk danışmanlığı ve temsil faaliyetleri”. Bunlardan biri Ramazan Arıtürk. Bu durum tesadüf değil.

Avukatlık mesleğinin hukuki örgütlenme biçimi nedeniyle mesleki faaliyetten doğan kazanç gerçek kişinin üzerinde görünmeye devam ediyor. Buna karşılık doktorluk, mali müşavirlik ve benzeri birçok mesleki faaliyet şirket çatısı altında yürütülebiliyor. Bu husus avukatlık dışındaki mesleklerden yüksek gelir elde edenlerin şirketleştiğini gösteriyor.

GİZLENEN 78 KİŞİYİ TESPİT ETMENİN BİR YOLU VAR MI?

Bu noktada kaçınılmaz soru geliyor. İsmini açıklamayan 78 gelir vergisi rekortmeni kim? Bunu bilmiyoruz ve bilmediğimiz konuda kesin hüküm kuramayız. Ancak açıklanan mükelleflerin gelir türlerinden hareketle önemli bölümünün büyük şirketlerden kâr payı elde eden kişilerden oluşabileceğini düşünmek yanlış olmaz.

Kurumlar vergisi rekortmenleri listesindeki büyük şirketlere ve bankalara bakıldığında bu ihtimal daha da anlamlı hale geliyor. Bir şirket çok yüksek kâr elde ediyor ve bunun üzerinden milyarlarca lira kurumlar vergisi ödüyorsa, kâr dağıtılması halinde bu kazanç ikinci aşamada ortakların gelirine dönüşecektir.

Fakat ortak isimlerinin büyük bölümünü gelir vergisi rekortmenleri listesinde göremiyoruz. İki ihtimal vardır: Ya ilgili dönemde kâr dağıtılmamıştır ya da dağıtılan kâr paylarını elde eden rekortmenler isimlerinin açıklanmasını istememiştir.

GELİR VERGİSİNİN GERÇEK REKORTMENLERİ

Konu gelir vergisi rekortmenleri olunca ücretlileri unutmamak gerekiyor. Çünkü ülkemizde gelir vergisinin gerçek rekortmenleri aslında ücretlilerdir. Gelir İdaresi Başkanlığının 2025 yılı verileri bu gerçeği oldukça çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. 2025 yılında toplam 2 trilyon 840,8 milyar lira gelir vergisi tahsil edildi. Bunun 2 trilyon 644,5 milyar lirası, yani yaklaşık yüzde 93'ü tevkifat yoluyla tahsil edildi. Buna karşılık beyana dayanan gelir vergisi tahsilatı yalnızca 148,6 milyar lirada kaldı.

Elbette gelir vergisi tevkifatının tamamı ücretlerden oluşmuyor. Faizden, kar paylarından, serbest meslek ödemelerinden, kira ödemelerinden kesilen vergiler de bu rakamın içinde. Bu nedenle 2,6 trilyon liranın tamamını ücretlilerin ödediği vergi olarak göstermek doğru olmaz. Büyük tutarı ücretliler tarafından ödeniyor lakin isimleri hiçbir zaman “vergi rekortmenleri” listesinde görünmüyor.

OdaTV